| |
NONE
ÖZEL KONULAR - ANALİZLER
Hükümet 2011’in sonuna kadar özgür bölgelerdeki tüm camileri tamir edecek
Posta pulları Kıbrıs’ın tarihini anlatıyor
Kıbrıs Kilisesi, işgal bölgelerindeki dini mekânlar için protesto kampanyası başlatıyor
Türk işgali altındaki bölgede bulunan Omorfo Belediyesi “Barış için Kentler Uluslararası Konferansına (IAPMC)” ev sahipliği yapacağını açıkladı.
Konferans 5-6 Ekim tarihleri arasında Limasol’da gerçekleşecek. Konferansın açılışını Cumhurbaşkanı Demetris Christofias yapacak.
Kıbrıs Haber Ajansı’na konuyla ilgili açıklamada bulunan Omorfo Belediye Başkanı Haralambos Pittas, söz konusu konferansın Türk işgali altındaki bölgede bulunan bir belediye tarafından organize edildiğini söyleyerek bunun önemine değindi.
Pittas, işgal rejiminin sözde belediyelerinin IAPMC’e üye olmaları için başvurduklarını ancak Kıbrıs hükümetinin çalışmalarıyla bunun gerçekleşmediğini söyledi.
Pittas “ Bu konferansa Türk işgali altında bulunan bir Belediyenin ev sahipliği yapacak ve bu Omorfo Belediyesinin uluslararası alanda tanınması ve Omorfo Belediyesinin Uluslararası Konferansın Yürütme Komitesine katılması önemlidir” dedi.
Belediye Başkanı “Barış için Kentler Uluslararası Konferansına (IAPMC) ev sahipliği yapmakla Omorfo Belediyesine IAPMC’ bünyesinde faal bir rol oynama r fırsatı veriliyor” dedi ve bu Konferans çerçevesinde Kıbrıs için de bir platform oluşturulacağını söyledi.
KHA’ya konuşan Haralambos Pitas, “Bu platform çerçevesinde Kıbrıs sorununa işaret etmemiz için bir fırsattır” şeklinde konuştu.
Pittas, Ekim ayında Limassol’da yapılacak olan Konferans çalışmaları çerçevesinde bir bildirinin onaylayacağını ve bildiride Kıbrıs sorunu, barış ve insan hakları hakkında ifadeler olacağını belirtti.
Omorfo Belediyesinin daveti üzerine Kıbrıs’ta gerçekleştirilecek olan Konferansın gündemi ise, Omorfo Belediyesi ve IAPMC’nın Yürütme Komitesi tarafından hazırlanacak.
Slovenya’nın Slovenj Gradec Kentinin Belediye Başkanı. “Barış için Kentler Uluslararası Konferansın (IAPMC)” Sekreterliğini yürütüyor.
KHA/JV/MHY/2010
Tarım, Doğal Kaynaklar ve Çevre Bakanlığı’na bağlı Balıkçılık ve Su Araştırmaları Dairesi tarafından oluşturulan öncü Kıbrıs Deniz Kaplumbağası Koruma Projesi, Kıbrıs Deniz Kaplumbağalarını korumada önemli sonuçlar getirdi.
Yeşil Kaplumbağa ve Caretta Caretta’lar Kıbrıs’ta yumurtlayan ve üreyen iki kaplumbağa türü olup, her iki türün nesli de Akdeniz’de tükenmek tehlikesiyle karşı karşıya olması nedeniyle Avrupa Birliği tarafından öncelikli türler olarak ilan edildi.
Balıkçılık ve Su Araştırmaları Dairesi üst düzey yetkilisi Myroula Hadjichristophorou Kıbrıs Haber Ajansı’na (KHA) yaptığı açıklamada, Deniz Kaplumbağası Koruma Projesi’nin potansiyel olarak Akdeniz’de en başarılı proje olduğunu ve kaplumbağa nüfusunda artış olduğunu ortaya çıkardığını belirtti.
Yeşil Kaplumbağaların yuvaları Lara/Toxeftra, Carettaların yuvaları da Lara/Toxeftra sahillerinde bulunuyor ancak bu iki tür deniz kaplumbağasının esas yuva yaptıkları sahiller, Chrysochou Körfesi’ndeki Polis/Limni/Lialia bölgesinde yer alıyor.
Hadjichristopohorou açıklamasında, “Son birkaç yıldan bu yana her iki bölgede de yuvaların sayısında önemli artışlar gözlendi. Lara Loxeftra’da her iki türden 200 yuva, Polis/Limni bölgesinde de sadece Caretta Caretta’ların 350 yuvası bulunuyor” dedi.
2008’de yaklaşık 30-32 bin küçük kaplumbağanın yuvadan çıktığını, yaklaşık 12 bin Yeşil Kaplumbağa ve Caretta Caretta’nın Lara/Toxeftra’daki korunmalı yuvalardan, 18-20 bin Caretta yavrusunun da Chrysochou Körfezi’ndeki koruma yuvalarından çıktığını anlattı.
Hadjichristophorou, Balıkçılık ve Su Araştırmaları Dairesi tarafından 1978 yılında oluşturulan Kıbrıs Deniz Kaplumbağasını Koruma Projesi’nin 1976 ve 1977’deki tetkiklerden sonra Balıkçılık ve Su Araştırmaları Dairesi tarafından 1978 yılında oluşturulduğunu kaydetti.
Hadjichristophorou, dairenin Lara/Toxeftra sahilini seçmeye karar verdiğini, çünkü tetkikler sonucunda, çok sayıda yuvanın burada olduğunun ortaya çıktığını söyledi.
Proje, yuvaların bulunduğu önemli sahilleri, kaplumbağa yumurtalarını özellikle tilkilerden ve insanlardan koruma ve yönetmeyi, yetişkin kaplumbağaları korumayı, Kıbrıs’taki kaplumbağa nüfusunu ve yuva hareketlerini izlemeyi ve kaplumbağaların korunmasında kamuoyunun dikkatini çekmeyi amaçlıyor.
“1978 yılında projeye başladığımızda, yuvaların % 80’i tilkiler tarafından tahrip edilmişti” diyen Hadjichristophorou, son yıllarda kamuoyunun dikkatinin de arttığını ifade etti.
Myroula Hadjichristophorou, Polis/Limni(Lialia bölgesinin Avrupa Birliği Natura 2000 Programı’na dâhil edileceğini bildirdi ve “Bu bölge Caretta Caretta Kaplumbağalarının yuvaları için en önemli bölgedir. Kıbrıs’ta bu yıl yaklaşık 100 Yeşil Kaplumbağa ve 300 Caretta Caretta yetişkinliğe erişti” şeklinde konuştu.
Lara/Toxeftra ve Polis/Limni Korunaklarında yuvalar, özel alüminyum kafeslerle korunuyor. Yuvalar bazı turistik sahillerden Lara’daki yuvalama alanlarına, özellikle Baf’ın Coral Koy’undan taşındı. Buna ek olarak denize yakın yuvalar da aynı sahilde daha yüksek yerlere aktarıldı.
Yeşil Kaplumbağalar 25–30 yaşlarına, Caretta Carettalar da 15-20 yaşlarına geldikleri zaman olgunlaşıyorlar. Caretta kaplumbağaları mayıs sonunda başlayıp Ağustos sonuna kadar yuvalarını hazırlayıp yumurtalarını gömüyorlar. Yeşil Kaplumbağalar ise bu işleme yaklaşık iki hafta sonra başlıyorlar. Mevsimi geldiğinde bir kaplumbağa yaklaşık 3–5 yuvalama yeri açıyor. Caretta her yuvalama yerine yaklaşık 80, Yeşil Kaplumbağa ise yaklaşık 120 yumurta bırakıyor. Yumurtalar güneş altında kuluçka dönemine giriyor ve yedi hafta sonra yavrular yumurtadan çıkıyor.
Yavrular yumurtadan çıkar çıkmaz denizden yana ufuk çizgisine doğru yollarını buluyorlar. Sahilin etrafında suni ışık olması durumunda yönlerini kaybediyorlar ve denize ulaşamayıp ölüyorlar.
KHA/MG/MHY/2009
Kıbrıs Kilisesi, işgal bölgelerindeki dini mekânlar için protesto kampanyası başlatıyor
Kıbrıs Kilisesi, adanın kuzeyindeki Türk işgal bölgelerinde bulunan dini mekânların süregelen yağmalanmasını güçlü şekilde protesto ederek, camilere, askeri kamplara, kümeslere ve silolara dönüştürülen Hıristiyan Kiliselerine yapılan saygısızlığı kınadı.
Uzmanlar, 1974’teki Türk istilasından itibaren, son otuz yıldaki ganimet kampanyasında 550 kiliseye saygısızlık edildiğini, 15-20,000 ikonun ise kayıp, çalınmış ya da kara borsada satılmış olabileceğini belirtiyorlar. Bu durumun uluslar arası alanda protesto edilmesi için iyi düzenlenmiş ve odaklanılmış bir çabanın gösterilmekte olduğu bildirildi.
Kikkos Manastırı Müzesi için çalışan Bizans sanatında uzman ve arkeolog Haralambos Hotzakoglu, “Biz, dünya kamuoyunu, her türlü mevcut yol aracılığıyla– konferanslar, yazılı materyaller, kişisel ilişkiler, diplomatik kanallarla- konu hakkında dikkatlice ve profesyonelce yürütülen araştırmalar sonucunda teyit edilen tartışılmaz kanıtlar hakkında bilgilendirmek için bir kampanya başlattık” dedi.
Haralambos Hotzakoglu, hedefin, dini mekânların korunması olduğunu ifade ederek, , Türk tarafının buna şiddetle karşı olduğu ve tüm dini mekânların EVKAF’a ait olduğunu iddia ettiğini kaydetti.
Türk işgal bölgelerinde yaklaşık 550 kiliseyi ziyaret eden ve fotoğraflarını çeken Kikko Manastırı araştırmacıları, şu an bu kiliselerin 50’sinin askeri kamp- Lambousa’daki Virgin Mary Axeropiitu Kilisesi, Mirtu’daki Agios Panteleimonas, Lapithos’daki Agia Anastasia kilisesi ve manastırının lüks otel kompleksi, Agios Panteleimonas manastırının bir benzin deposu ve Omorfo’daki Chrysiliu kilisesinin ise morg olarak kullanıldığını kaydetti.
“Cesetlerin kutsal sunağın üzerinde uzandığı görüntüsü şok ediciydi, bir Hıristiyan kilisesinde bu tür bir uygulamaya şahit olmak benim için tüyler ürpertici bir tecrübeydi” diyen Hotzakoglu, tahribatın büyüklüğü düşünüldüğünde bu kiliselerin hiç şüphesiz restore edilmesi ihtiyacı olduğunu vurguladı.
Mağusa’daki bir başka kilise olan Agios Georgios Exorinos şu an bir tiyatro ve Lapithos köyündeki Agios Loukas kilisesi ise bir dans okuluna dönüştürüldü.
Hotzakoglu, “tüm bunlarla, kiliselerimizi tamir etmek için hızlı hareket etmemiz bir zorunluluktur ve bunun için hala hazırda Papa 16’inci Benedict bilgilendirmek dâhil olmak üzere yurtdışından uzmanların yardımını talep ettik. Cumhurbaşkanı Tassos Papadopulos, Papa’ya dini mirasımızın yok edilmesiyle ilgili üç ciltlik bir yayım vererek, bu konunun sadece Ortodoks’ları değil, diğer dini mezhepleri de ilgilendirdiğini söyledi” dedi.
“Bu vicdansız yağmalamadan, Avrupa Birliği’ne katılım arzusu olan işgalci Türkiye’den başka birinin sorumlu olmadığını” belirten Hotzakoglu, dini ve diğer insan haklarına saygı gösterilmesinin AB’ne katılımın bir ön koşulu olduğunu söyledi.
Hotzakoglu, işgal rejiminin, BM’nin Hıristiyan ve diğer dini yerlerin restore edilmesine yardımcı olması çağrısına ilk yanıtının “değişmez bir şekilde olumsuz” olduğunu üzüntüyle belirtti.
Restorasyon çalışmalarının başlaması için işgal rejiminin onayının gerekip gerekmediği sorulması üzerine Hotzakoglu, yenileme çalışmalarının belli prensipler ve önlemler zemininde yapılması için bir anlaşmaya varılması gerektiğini kaydetti.
Hotzakoglu, “Bu amaç doğrultusunda bu yerlere milyonlarca lira aktardıktan sonra işgal rejiminin bu mekânların kendilerine ait olduğunu iddia ederek kendi arzularına göre kullandıklarını duymak istemiyoruz” diyerek, Türk liderliğinin Ortodoks kiliselerinin sahiplerini ve egemenliğini tanımak zorunda olduğunu vurguladı.
Bizans uzmanı, araştırmanın, rejimin iyi korunmuş durumda olarak nitelendirdiği kiliselerin gerçekte, turist sektörüne hizmet etmek için müzelere dönüştürülmüş kiliseler olduğunu, diğerlerinin ise cami, Müslümanların ibadet yerleri olarak kullanıldığını ifade etti.
İşgal bölgelerinden çalınan dini eserlerle ilgili olarak Hotzakoglu, Türk ordusunun, paha biçilmez ikonları ve freskleri kiliselerden alarak karaborsada satmak için iyi organize edilmiş girişimleri olduğunu kaydetti.
Bizans uzmanı, “hırsızlığın bildirildiğinde, çalınan parçaların yerini belirlemeliyiz ve bunun Kıbrıs Ortodoks Kilisesine ait olduğunu kanıtlamak için yasal savaş başlatıp iadesini sağlamalıyız” dedi.
Hotzakoglu, “bu tür dini sanat eserleri, Türk yasa dışı eski eser kaçakçısı Aydın Dikmen’in tasarrufunda bulundu ve Teksas müzesindeki bu eserler ülkeye geri gönderilmek üzeredir” dedi.
Uzun süren yasal sürecin ardından iadesi söz konusu olan Lythrangomi köyündeki Virgin Mary tis Kanakarias kilisesinden çalınan dört mozaik olduğunu anımsatan Hotzakoglu, bu eserlerin de Amerikalı sanat eseri koleksiyoncunun tasarrufunda bulunduğunu kaydetti.
Hükümet kontrolü bölgelerindeki camiler hakkında da bir soruyu yanıtlayan arkeolog Hotzakoglu, din özgürlüğüne saygı çerçevesinde bir yenileme projesinin bulunduğunu belirterek, Ankara’nın da aynı şekilde hareket etmesi gerektiğini vurguladı.
Hotzakoglu, “Biz siyasetçi değiliz, kültürel mirası ilgilendiren dini konuları çözmek istiyoruz ve geçmişi geride bırakmaya hazırız. Eğer bu toprak parçasına ait olduklarını hissediyorlarsa ki hissediyorlar, bizimle işbirliği yaparak ilerlemek zorundadırlar” dedi.
Arkeolog, yenileme çalışmalarının sadece istatistik anketlerin, planların ve masrafların belirleneceği arkeolojik çalışmaların yürütülmesiyle yapılabileceğini anlattı.
Araştırmacıların karşılaştığı en önemli, sorunlardan birinin kiliselerin, manastırların ve diğer dini yerlerin düzenli bir listesinin bulunmaması olduğunu belirten Uzman Arkeolog, “bu bilgilerin toplanması için büyük bir çaba gösteriliyor” diyerek, işgal bölgelerinden alınan fotoğrafların bu bağlamda faydalı olduğunu kaydetti.
Bizans uzmanı , “şu an yürüttüğümüz araştırma hakkında uzmanları değil, kamuoyunu bilgilendirmeyi hedefleyen çok dilli bir yayım üzerinde çalışıyoruz ve bu yapılınca fotoğraflar materyallerini ve o zamana kadar toplayacağımız bilgileri de içerecek çok dilli bir yayım çıkaracağız” diyerek konuşmasını sonlandırdı.
KHA/AI/MHY/2007
|
|