Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, Orta Doğu'daki krizin tırmanmasının önlenmesi gerektiğini vurgulayarak, ateşkesin diplomatik yollarla sağlanabilmesi için Avrupa Birliği (AB), bölge ülkeleri, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve üçüncü ülkeler arasında eş güdümün zorunlu olduğunu belirtti. Christodoulides, tırmanmanın önlenemediği takdirde sonuçların ağır olacağını ifade ederek, bir de-eskalasyon planı sunmak amacıyla "gönüllüler koalisyonu" oluşturulmasını önerdi.

Cumhurbaşkanı, Brüksel'deki Avrupa Konseyi Zirvesi'nin hemen ardından cuma sabahı Bloomberg TV'ye verdiği röportajda, Birleşik Krallık ile ilişkilere ve Kıbrıs'taki Egemen Üs Bölgeleri'ne de değindi; Lefkoşa ile Londra'nın bu meseleyi masaya yatırması gerektiğini söyledi. NATO üyeliği konusunda ise "mümkün olsaydı Kıbrıs başvurmaya hazır olurdu; ancak bu şu an gerçekçi bir seçenek değil" dedi.

Krizin Kıbrıs'ın ve AB'nin savunma stratejisini nasıl etkilediği sorusuna Christodoulides şu yanıtı verdi: "Bölgenin bir parçasıyız. Bu savaşa, bu krize hiçbir şekilde dâhil değiliz. Ülkem, iş, yatırım ve turizm açısından istikrarlı, güvenli ve tam işlevsel bir merkez olmayı sürdürüyor. Bölgeyi coğrafyamız ve bölgedeki tüm ülkelerle kurduğumuz diplomatik ilişkiler sayesinde biliyoruz; kitaplardan değil. Bu perspektifi Avrupalılara sunuyoruz."

AB üyesi devletlerin tutumuna ilişkin Christodoulides, "İlk kez AB dayanışmasının fiilen işlediğini gördük. Yunanistan, Fransa, İtalya, Hollanda ve İspanya talebime anında karşılık verdi; Madde 42/7'yi resmen işletmeden test ettik ve başarılı oldu" dedi. 42/7. Madde'nin nasıl somutlaştırılacağını ve bir üye devletin bu maddeyi işletmesi halinde ne yapılacağını tartışmak gerektiğinin de altını çizdi.

AB'nin Orta Doğu ve Hürmüz Boğazı'ndaki rolüne değinen Cumhurbaşkanı, Birliğin bölgede etkin bir rol üstlenmesi gerektiğini vurguladı. "Brüksel'e gelmeden önce bölge, Körfez ve Orta Doğu liderleriyle telefonda görüştüm. Bölge ülkeleri AB'den bir inisiyatif bekliyor" diyen Christodoulides, "Tırmanmanın nasıl önleneceğine odaklanmamız gerekiyor. Şimdi liderlik ve birlik zamanı. Transatlantik ilişkiler açısından da bir fırsat bu. AB, ABD ve bölge ülkeleri birlikte çalışarak somut bir de-eskalasyon inisiyatifi sunmalı" dedi.

AB'nin ne tür bir adım atması gerektiği ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un deniz güvenliğine ilişkin önerisi hakkında Christodoulides, "Ateşkesi sağlamak için diplomatik bir inisiyatife ihtiyacımız var; tüm üye devletler, bölge ülkeleri, ABD ve üçüncü ülkeler birlikte hareket etmeli ve masaya somut bir şeyler koymalı. Ateşkesten sonra diğer meseleler ele alınabilir" dedi.

NATO üyeliği konusunda Christodoulides, "Kıbrıs'ın yarın NATO'ya katılması mümkün olsaydı kuşkusuz başvururduk. Ama bu mümkün değil; Türkiye'nin vetosu ile karşılaşmak için başvurmak istemiyoruz" ifadelerini kullandı. Ayrıca NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin AB'nin savunma özerkliğine ilişkin görüşlerine katılmadığını belirterek şunları söyledi: "Kıbrıs örneğinde tecrübe ettik ve Avrupa savunması ile güvenliğinin mümkün olduğunu gördük. Güçlü bir Avrupa savunma ve güvenlik boyutunun varlığı NATO'ya da ABD'ye de katkı sağlar; bu NATO'ya ya da ABD'ye karşı bir tutum değildir."

Egemen Üs Bölgeleri ve Birleşik Krallık ile ilişkiler konusunda Christodoulides, Kıbrıs'ın Birleşik Krallık hükûmeti ile mükemmel ilişkiler sürdürdüğünü, Başbakan Keir Starmer'ın 53 yılın ardından ilk kez Kıbrıs'ı ziyaret ettiğini hatırlattı. Ancak yakın iş birliğine karşın Egemen Üs Bölgeleri meselesinin ele alınması gerektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı, "Kıbrıs'ta Birleşik Krallık egemenliğindeki üs bölgelerinde 10 binden fazla Kıbrıslı vatandaş yaşıyor. Bu insanların güvenliği ve refahından sorumluyuz. Kriz sona erdiğinde Birleşik Krallık hükümetiyle üs bölgelerinin geleceği hakkında açık ve samimi bir görüşme yapmamız gerekiyor" dedi. Üs bölgelerinin varlığının Kıbrıs'ı hedef haline getirip getirmeyeceği sorusuna ise "Kıbrıs'ta yalnızca Egemen Üs Bölgeleri'ni hedef alan tek bir olay yaşandı. Kıbrıs saldırıya uğramadı, krizin içinde değil" yanıtını verdi.

İran kriziyle ilgili Christodoulides, "Durum devam ederse tüm ülkeler olumsuz etkilenecek; ekonomi, turizm, ticaret ve enerji açısından sonuçlar ağır olacak" dedi ve koordineli eylem çağrısında bulundu. "Bu krizi bir fırsata dönüştürmeli ve bir de-eskalasyon planı sunmak için, izin verirseniz, bir gönüllüler koalisyonu oluşturmalıyız" diye ekledi.

Cumhurbaşkanı, zirvede enerjiye ilişkin alınan kararları değerlendirirken, "hedef odaklı ve geçici bir dizi tedbir" üzerinde durulduğunu ifade etti. Ayrıca, "Bu nedenle dün gece durumu değerlendirmek amacıyla haziran ayında konuyu yeniden ele almaya karar verdik" dedi. Olası bir gaz fiyat tavanına ilişkin olarak ise, "Bu bir seçenek; fakat her ülkenin enerji bileşimi farklıdır ve tek tip bir yaklaşımın faydalı olmayacağını dikkate almak gerekli" şeklinde konuştu.

Ukrayna ve Avrupa birliği meselesinde Macaristan Başbakanı Viktor Orbán'ın Aralık Avrupa Konseyi'nde mutabık kalınan 90 milyar avroluk pakete ilişkin tutumuna katılmadığını açıklayan Christodoulides, "Liderler düzeyinde kararlar alıp uygulamamak güvenilirliğimizi zedeliyor. Diplomaside çıkmaz yoktur; aldığımız kararları hayata geçirmenin bir yolunu bulacağız" dedi.

Christodoulides, AB ile Rusya arasındaki ilişkiler bağlamında, 27 üye ülkenin Rusya’ya karşı tek bir sesle mesaj vermesi gerektiğini vurgulayarak. "Eğer tüm AB üyeleri Rusya’ya yaklaşım konusunda kamuoyu önünde farklı tutumlar sergilerse, bu AB açısından olumsuz sonuçlar doğurur. Bu tartışmayı Avrupa Konseyi düzeyinde yürütmeli, ortak bir tutum belirleyip ona uygun hareket etmeliyiz" dedi.

KHA/EK/NST/2026

Kıbrıs Haber Ajans