Ürdün Prensi Hasan bin Talal, Gazze'nin yıkımının, büyük insani krizin ötesinde 100'den fazla ülkenin yıllık emisyonunu aşan sera gazı emisyonlarına yol açtığını belirtti.
Çarşamba ve perşembe günleri Lefkoşa'da Filoxenia Konferans Merkezi'nde düzenlenen “Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'da İklim Hareketi: Bilim ve İnovasyonla Güçlendirilmiş Bölgesel İş Birliği” konulu uluslararası iklim konferansında kayıtlı bir video mesajıyla konuştu.
Kıbrıs'ın Avrupa Birliği (AB) Konseyi Dönem Başkanlığı himayesinde Kıbrıs Enstitüsü ve Araştırma, İnovasyon ve Dijital Politika Müsteşarlığının ortaklaşa düzenlediği konferansta, Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, Avrupa Birliği Akdeniz Komiseri Dubravka Šuica, Tarım, Kırsal Kalkınma ve Çevre Bakanı Maria Panagiotou, Araştırma, İnovasyon ve Dijital Politika Müsteşarı Nicodemos Damianou, Kıbrıs Enstitüsü Onursal Başkanı ve EMME-CCI Bilimsel Direktörü Profesör Costas Papanicolas ve Kıbrıs Enstitüsü Başkanı Profesör Stavros Malas da birer konuşma yaptılar.
Kıbrıs Enstitüsünün basın açıklamasına göre konferansta, iklim bilimi, enerji geçişi, su sistemleri ve sürdürülebilir kalkınma gibi iklim krizinin kritik yönleri ele alındı; sınır ötesi iş birliği ve politik uygulaması görüşüldü.
Ürdün Prensi video mesajında, Doğu Akdeniz'in istikrarsızlığın bölgesel bir koşul hâline geldiği bir durumla karşı karşıya olduğu alarmını verdi; Gazze'nin yıkımının 100'den fazla ülkenin yıllık sera gazı emisyonunu aştığını, savaşın ekosistemleri nesiller boyu yok ettiğine dikkat çekti.
UNICEF'ten alınan verilerden söz eden Prens, 45 milyonu çocuk olmak üzere 95 milyon insanın hayati tehlike altında olduğunu, Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri için finansman açığının yıllık 4,2 trilyon doları aştığını, aynı zamanda küresel askeri harcamaların hızla artarak 2,7 trilyon dolara ulaştığını söyledi.
Bu nedenle, herkes için daha sürdürülebilir ve dirençli bir gelecek inşa etmeye yönelik bilim ve inovasyon merkezli iş birliği yapılması çağrısında bulundu.
Akdeniz'den Sorumlu Avrupa Komiseri Dubravka Šuica konuşmasında, tüm bölgenin şu anda yoğun bir kriz dönemi yaşadığını, yüksek fosil yakıt fiyatlarının ve bunlara bağımlılığın ekonomiler üzerinde önemli bir yük oluşturduğunu, iklim etkilerinin ise yoğunlaşarak ciddi kayıplara neden olduğunu vurguladı.
Komiser, özellikle Güney Akdeniz'in yenilenebilir enerji alanındaki önemli potansiyeline dikkat çekti; yön değişikliğinin gerekliliğinin altını çizdi.
Dubravka Šuica, temiz teknolojilere yapılan yatırımları destekleyen, yatırım riskini azaltan ve özel sermayeyi harekete geçiren bölgesel iş birliğinin ve girişimlerin öneminden söz etti.
Komiser Šuica, sürdürülebilir enerji modellerine geçişin zaman gerektirdiğini, fırsatların önemli ve zorlukların acil olduğunu, bu nedenle bilim ve inovasyonla desteklenen kolektif eylemin şart olduğunu belirtti.
Tarım, Kırsal Kalkınma ve Çevre Bakanı Maria Panagiotou konuşmasında, gıda güvenliğinin sağlanması ve biyolojik çeşitliliğin korunmasının iklim direncine ve uzun vadeli bölgesel istikrara temel direkler olduğuna işaret etti; “Ancak bölgemiz küresel çözümün bir parçası olmak için benzersiz bir konumda. Güneş enerjisi potansiyeli, inovasyon kapasitesi ve insan sermayesi açısından zenginiz. Bilim, teknoloji ve bölgesel iş birliğinden yararlanarak ortak yetenekleri ortak fırsatlara dönüştürebiliriz" dedi.
Maria Panagiotou, devam eden çatışmaların, enerji güvenliği endişelerinin ve komşu bölgelerdeki daha geniş istikrarın ulusal öncelikleri şekillendirmeye ve kamu kaynaklarını zorlamaya devam ettiğine dikkat çekerek "Bu gelişmeler en çok ihtiyaç duyulan zamanda dikkati ve yatırımı iklim eyleminden uzaklaştırma riski taşıyor; aynı zamanda kritik bir noktayı, iklimin, direnç ve enerji geçişi jeopolitik istikrardan ayrı değil onun ayrılmaz bir parçası olduğunu, yenilenebilir enerjiler yoluyla enerji bağımlılığını güçlendirmenin, su ve gıda güvenliğini artırmanın ve direnç altyapısı inşa etmenin, bölgemizde uzun vadeli barış ve refahın temel bileşenleri oluyor" şeklinde konuştu.
Araştırma, İnovasyon ve Dijital Politika Müsteşarı Nicodemos Damianou, AB'nin iklim değişikliği hedeflerinin araştırma ve inovasyona bağlı olduğunu kaydetti.
Damianou, iklim faaliyeti ve rekabet gücünün rekabet eden gündemler olmadığını, temiz teknolojilerin ve dirençli sistemlerin küresel standartları belirleyeceğini, yetenekleri çekeceğini ve çözümleri uluslararası ölçekte yaygınlaştıracağını ifade etti.
KHA/MG/MHY/2026
Kıbrıs Haber Ajansı