Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, pazartesi günü Almanya Federal Meclisindeki CDU/CSU parlamento grubuna hitabında, 23-24 Nisan'da Kıbrıs'ta düzenlenen gayriresmî Avrupa Konseyi toplantısından günler sonra Avrupa Birliği (AB) Antlaşması'nın 42.7. maddesine, yani karşılıklı yardım hükmüne ilişkin konuyu yeniden gündeme getirdi. Von der Leyen, "Bu bir 'olup olmayacağı' meselesi değildir. Mesele, 'nasıl'ı ve 'hangi vasıtalarla'yı nasıl şekillendireceğimizdir" mesajını verdi.
Karşılıklı savunma maddesi, Lefkoşa'daki görüşmelerin merkezinde yer almış; Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides ortakları, söz konusu maddeyi yapılandırılmış bir operasyonel mekanizmaya dönüştürmeye davet etmişti. Cumhurbaşkanı Christodoulides geçen cuma günü yaptığı açıklamada, "Bir üye devletin egemenliği tehdit edildiğinde, cevabın 'olup olmayacağı' değil, 'ne kadar hızlı olacağı' sorusunun sorulması gerektiği konusunda hepimiz mutabık kaldık" ifadelerini kullanmış ve üye devletlerin bu konuda Komisyon Başkanı'na somut fikirler ileteceğini belirtmişti.
CDU/CSU'ya hitabında Von der Leyen, 42.7. maddenin hâlihazırda antlaşmalarda yer aldığını ve tüm üye devletleri karşılıklı yardım sağlamakla yükümlü kıldığını vurgulayarak, "Bu bir 'olup olmayacağı' meselesi değildir. Mesele, 'nasıl'ı ve 'hangi vasıtalarla'yı nasıl şekillendireceğimizdir." dedi. Ayrıca antlaşmanın, ne zaman ve kimin harekete geçeceği konusunda net olmadığının altını çizen von der Leyen, "Antlaşma ne zaman ve kimin ne yapacağı konusunda açık değil. İşte üzerinde yoğun bir şekilde çalıştığımız mesele de budur" diye konuştu.
Von der Leyen ayrıca Almanya'nın bu doğrultuda savunma kabiliyetlerine katkıda bulunabileceğini belirtti: "Almanya, büyüklüğü, Avrupa'nın kalbindeki jeopolitik konumu ve sınai gücüyle özellikle büyük bir rol oynamaktadır. Mesele ister sınai ister askerî olsun, gerekli yetenek ve kapasiteleri sağlamak, boşlukları doldurmaktır. Hava savunmasından insansız hava aracı teknolojisine, oradan siber alana kadar. Ancak o zaman karşılık verebilecek duruma geliriz. Ancak o zaman inandırıcı oluruz. Ancak o zaman kıtamızda barış ve güvenlik için hep birlikte durabiliriz."
Komisyon Başkanı aynı konuşmada, Hürmüz Boğazı'nın kapanmasının yol açtığı enerji krizine de değindi. "Orta Doğu’da krizin başlangıcından bu yana, tek bir molekül dâhi fazla almadan, gaz ve petrol ithalatına 27 milyar avro daha fazla ödedik" diyen Von der Leyen, ithal fosil yakıtlara olan ağır bağımlılığın Avrupa'yı kırılgan hâle getirdiğini vurguladı. Küçük modüler reaktörler de dâhil olmak üzere, yenilenebilir enerji ve nükleer enerjinin bir birleşimini destekleyen Von der Leyen, "Burada üretilen her kilovatsaat enerji; ekonomik istikrara, karşılanabilirliğe ve dolayısıyla Avrupa'nın bağımsızlığına katkıda bulunuyor" dedi.
Ticaret konusunda ise Von der Leyen, son aylarda imzalanan bir dizi anlaşmayı sıraladı: "25 yıllık müzakerelerin ardından Mercosur ile bir serbest ticaret anlaşması imzalamayı başardık. 10 yıllık müzakerelerin sonunda Hindistan'la ve dolayısıyla 1,4 milyar insanla bir anlaşma imzaladık." Avustralya ile de yakın zamanda bir anlaşma yapıldığını sözlerine ekleyen Von der Leyen, "Bu, AB'ye dünyanın en geniş serbest ticaret anlaşmaları ağını kazandırıyor" vurgusunda bulundu.
Bürokrasinin azaltılması konusunda ise Komisyon Başkanı, yıllık 37,5 milyar avroluk idari maliyet tasarrufu hedefleyen ve "omnibus" olarak adlandırılan on yasal düzenleme paketini duyurdu. Von der Leyen, "Yılda 15 milyar avrodan bahsediyoruz" diyerek üye devletleri ve Avrupa Parlamentosu'nu kalan yedi paketin onayını tamamlamaya çağırdı.
KHA/NST/MHY/2026
Kıbrıs Haber Ajansı