Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, Avrupa kıtasının her köşesinin egemenliğini ve özgürlüğünü savunarak barışçıl bir geleceği güvence altına aldıklarını söyledi. Christodoulides, Erivan'da düzenlenen Avrupa Siyasi Topluluğu (AST) Zirvesi'nde Avrupa Komisyonu, İtalya, Fransa ve Birleşik Krallık liderlerinin katılımıyla koordine ettiği "Çoklu krizler zamanında Avrupa birliği ve uyumu" başlıklı panel oturumunda bu açıklamayı yaptı. Katılımcılar, aşırı bağımlılıklar ve diğer zorluklarla başa çıkmak için daha fazla iş birliği ve koordinasyon ihtiyacını; savunma, güvenlik, enerji ve ticaret alanlarında daha etkin bir Avrupa yaklaşımını vurguladı.

Zirvenin jeopolitik gerilimlerin, ekonomik belirsizliklerin ve demokratik kurumlara yönelik artan baskıların yaşandığı kritik bir anda gerçekleştiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Christodoulides, diyaloğu, iş birliğini ve kolektif direnci güçlendirme ihtiyacı olduğunu belirtti. Güvenlik ortamında geleneksel savaştan hibrit tehditlere doğru köklü bir dönüşüm yaşandığını ifade eden Cumhurbaşkanı, bugünün zorluklarının AB sınırlarında durmadığını, kıtasal bir nitelik taşıdığını ve tüm Avrupa'nın ortak tepkisini gerektirdiğini söyledi. Güvenilir bir Avrupa güvenlik politikasının 360 derecelik bir perspektife dayanması gerektiğini kaydeden Christodoulides, "Orta Doğu'nun, Ukrayna'nın, Batı Balkanlar'ın istikrarsızlığına çözüm bulmak bölgesel bir tercih meselesi değil; Londra'dan Lefkoşa'ya, Paris'ten Erivan'a kadar tüm Avrupa ailesi için stratejik bir gerekliliktir" dedi. Avrupa'nın sanayi tabanını derinleştirme ya da zirveye konuk olarak katılan Kanada gibi benzer değerleri paylaşan ortaklarla bağları güçlendirme hedefiyle "Avrupa'nın gerektiği zaman ve yerde harekete geçme kapasitesine sahip olmasını sağlamak" istediklerini belirten Christodoulides, "Daha özerk bir Avrupa artık stratejik bir sorumluluktur" diye konuştu.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise son derece zorlu jeopolitik tabloya bakıldığında aşırı bağımlılıklardan kurtulmanın zorunluluğunun açıkça görüldüğünü söyledi. İlk aşırı bağımlılığın ithal fosil yakıtlara olduğunu belirten von der Leyen, enerjinin AB'nin iç pazarında her zaman bir engel oluşturduğunu; ancak Orta Doğu'daki çatışmayla birlikte artık gerçek anlamda bir darboğaza dönüştüğünü vurguladı. "Küresel enerji fiyatlarındaki dalgalanmaya olan bu aşırı bağımlılık, rekabet gücümüzü acı verici biçimde zedeliyor" diyen von der Leyen, bununla birlikte AB'nin önemli varlıklara sahip olduğunu belirterek rüzgâr, güneş, hidroelektrik, jeotermal, biyokütle ve nükleer gibi yerli, ucuz ve öngörülebilir enerji kaynaklarına olan güveni güçlendirmenin şart olduğunu ifade etti. İkinci madde olarak savunma ve güvenliğe değinen von der Leyen, "Kendi ayakları üzerinde durabilmek çok geç kalınmış bir adımdır" dedi; bu nedenle savunma ve güvenlikteki açıkları kapatmak için 2030'a kadar 800 milyar avroya varan bir seferberlik başlatıldığını hatırlattı. "Olası bir askerî saldırıya karşı en iyi önlem güvenilir caydırıcılıktır" diyen von der Leyen, Avrupa bağımsızlığının üçüncü boyutunun ise benzer değerleri paylaşan ortaklara uzanmak anlamına geldiğini söyledi. Dünyanın en büyük serbest ticaret anlaşmaları ağına sahip olduklarını belirten von der Leyen, bu ağı Latin Amerika, Hindistan ve Avustralya dahil çeşitli ülkelerle genişlettiklerini; bu birikimi bağımsızlıklarını artırmak ve güvenilir tedarik zincirleri oluşturmak için değerlendirmeleri gerektiğini vurguladı.

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, AB'nin karşı karşıya kaldığı "çoklu krizi" ele alabilmek ve tepkisel tutumdan öngörüye geçebilmek için "oyunu yükseltmesi" ile uzun vadeli stratejiye daha fazla odaklanması gerektiğini söyledi. Meloni, AB'nin son yıllarda acil durumlara yanıt verme becerisini kanıtladığını; artık yalnızca benzer değerleri paylaşan ülkelere değil, coğrafi komşulara, özellikle Akdeniz'e de daha güçlü bir odak gösterilmesi gerektiğini vurguladı. Geçmişte İtalya, Komisyon ve diğer AB üyelerinin göçle mücadelede önemli çabalar sarf ettiğini hatırlatan Meloni, "Artık bence asıl zorluk, bu yaklaşımı genişleterek komşu ülkelerle iş birliğimizde güvenliği, kalkınmayı ve enerjiyi bir araya getirmektir. Bu, tek bir kriz değil pek çok krizden oluşan; ancak ne yazık ki hepsinin aynı krizin parçası olduğu bu tabloya verebileceğimiz en iyi yanıttır ve hepsinin üstesinden gelmek zorundayız" diye konuştu.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, karşılaşılan krizlerle başa çıkmada Avrupa'nın bizzat "öngörülebilir" bir ortak olmasının önemine ve stratejik özerklik gündemi üzerinde çalışmak için koordinasyonun gerekliliğine vurgu yaptı. Macron, Avrupa'nın değer zincirini daha iyi bütünleştirmek ve belirlediği başlıca jeopolitik risklerden arındırmak için daha fazla dayanışmaya, daha fazla yatırıma ve daha iyi bir örgütlenmeye ihtiyaç duyulduğunu; bunun zaman zaman aşırı bağımlılıkları azaltmak için ortaklıkları çeşitlendirmek anlamına geldiğini söyledi. Avrupa'nın muhtemelen hafife aldığı bir dizi varlığa sahip olduğunu da belirten Macron, "Demokrasiye, kurallara dayalı düzene, açık ve serbest ticarete olan inancın, iklim değişikliğini inovasyon ve makul bir yaklaşımla ele almanın aramızda pek çok bağ oluşturduğuna gerçekten inanıyorum. Bu gündem maddelerini hayata geçirme konusundaki öngörülebilirliğimiz, Avrupalı olmayan pek çok aktöre karşı büyük bir avantajdır" dedi. "Çıkarlarımız zaman zaman örtüşmeyebilir; ancak gündemimizi kararlılıkla uyguladığımız sürece öngörülebilir olmak anlamlıdır" diyen Macron, Hürmüz Boğazı konusunda Avrupa'nın hem ABD hem de İran tarafından güvenilir ve saygın bir ortak olarak görülmesi sayesinde boğazın yeniden serbestçe açılmasını kolaylaştırmak için diplomatik, askeri, ekonomik ve mali katkı sunabileceğini vurguladı.

Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, savunma, güvenlik, ticaret ve enerji alanlarında çok daha güçlü bir Avrupa'nın zorunlu olduğunu belirterek "Öncülük eden Avrupa olmalıdır" dedi. İran ve Ukrayna'daki çatışmaların etkilerine değinen Starmer, "Güvenmeye alıştığımız bazı ittifaklar istediğimiz konumda değil; bu nedenle bir grup ülke olarak birlikte bu gerçekle yüzleşmemiz son derece önemlidir" diye konuştu. Hürmüz Boğazı'nın açılması için gerekli desteği ve güvenceyi sağlamaya yönelik ülkeler koalisyonunun oluşturulmasına da değinen Starmer, "Stratejik açıdan bundan daha fazlasını yapmamız gerekiyor; çünkü savunma ve güvenlikten söz ediyorsak Avrupa yıllardır geride kaldı, olmamız gereken yerde değiliz" dedi. NATO'da daha güçlü bir Avrupa unsuruna ihtiyaç duyulduğunu kaydeden Starmer, "Etkilerin ve gerilim altındaki ittifakların gerçekliği ortada. Bir liderler topluluğu olarak şu an nasıl yanıt vereceğimiz, büyük ihtimalle uzun yıllar boyunca, hatta bir nesil boyunca olanları belirleyecek. Bu nedenle bir araya gelip ne yapacağımızı, nasıl yapacağımızı ve bundan sonra ne gibi adımlar atacağımızı konuşmanın gerçekten kritik bir an olduğunu hissediyorum" diye vurguladı.

Kapanışta konuşan Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, tartışmadan açıkça görüldüğü üzere Avrupa'nın yaklaşımının gücünün ülkelerin ortak değer ve ilkelerinde yattığını belirtti. Christodoulides, "Kıtanın her köşesinin egemenliğini ve özgürlüğünü savunarak yalnızca sınırlarımızı ve vatandaşlarımızı korumuyoruz; aynı zamanda barışçıl bir geleceği güvence altına alıyoruz" diye konuştu.

KHA/EA/MG/NST/2026

Kıbrıs Haber Ajansı