Avrupa Parlamentosu Sivil Özgürlükler, Adalet ve İçişleri Komitesinin (LIBE) pazartesi günü Brüksel’de düzenlenen toplantısında, Avrupa Birliği (AB) Göç ve İltica Paktı’nın 12 Haziran 2026’da başlayacak uygulaması, üye devletlerin son iki yıldaki hazırlıkları ve sorumluluk ile dayanışma arasındaki dengenin korunması ele alındı.

Avrupa Birliği (AB) Konseyi Kıbrıs Cumhuriyeti Dönem Başkanlığı adına toplantıya katılan Göç ve Uluslararası Koruma Müsteşarı Nicholas Ioannides, paktın yürürlüğe girmesini Avrupa göç politikası açısından önemli bir dönüm noktası olarak nitelendirdi. Ioannides, yeni çerçevenin geçmişteki parçalı yaklaşımların yerine ortak kurallar, süreçler ve yükümlülüklerden oluşan daha bütünlüklü bir sistem getirmeyi hedeflediğini söyledi.

Ioannides, gelecek haftanın AB için kritik bir anı işaret ettiğini belirterek, yıllar süren müzakereler ve iki yıllık yoğun hazırlığın ardından paktın uygulamaya alınacağını ifade etti. Bunun yalnızca bir mevzuat paketinin devreye girmesi anlamına gelmediğini, 2015’teki göç krizinin ortaya çıkardığı zayıflıklara verilen uzun soluklu bir yanıt olduğunu vurguladı.

Avrupa’da göç yönetiminin uzun süre geçici çözümlere dayandığını belirten Ioannides, bunun yapısal zafiyetlere ve sorumlulukların üye devletler arasında dengesiz paylaşılmasına yol açtığını dile getirdi. Yeni paktın, tüm üye devletleri ortak kurallar ve sorumluluklar temelinde tek bir sistem içinde buluşturmayı amaçladığını söyledi.

Paktın uygulanmasının Kıbrıs Cumhuriyeti Dönem Başkanlığı’nın öncelikleri arasında yer aldığını belirten Ioannides, bu süreçte Avrupa Komisyonu, AB kurumları ve üye devletlerle yakın iş birliği yürütüldüğünü ifade etti. Bu çerçevede Kıbrıs’ın, paktın tam anlamıyla yürürlüğe gireceği gün bir bakanlar toplantısına ev sahipliği yapacağı kaydedildi.

Avrupa Komisyonu’nun son ilerleme raporuna da değinen Ioannides, tüm temel alanlarda kayda değer ilerleme sağlandığını ancak hâlen tamamlanması gereken önemli çalışmalar bulunduğunu söyledi. Üye devletlerin son iki yılda kabul sistemlerini güçlendirdiğini, yeni iltica prosedürleri oluşturduğunu, idarî kapasitelerini artırdığını ve bilişim altyapılarını geliştirdiğini aktardı.

Kriz hazırlıklarının sürecin en önemli ancak daha az görünür kazanımlarından biri olduğunu belirten Ioannides, üye devletlerin ilk kez acil durum planlama mekanizmaları geliştirdiğini ve bu sayede olası krizlere karşı hazırlık ve dayanıklılıklarının arttığını ifade etti.

Ioannides, paktın yalnızca düzensiz göçü yönetmeye odaklanmadığını, aynı zamanda AB Yetenek Havuzu (EU Talent Pool), yeniden yerleştirme çerçevesi ve vize stratejisi gibi yasal göç yollarını da kapsayan daha geniş bir yaklaşımın parçası olduğunu vurguladı. Yasal ve düzensiz göç arasındaki ilişkinin karmaşık olduğuna dikkat çekerek, etkili bir göç yönetimi sisteminin yasal göç politikalarının başarısını da etkilediğini söyledi.

Yeni çerçevenin düzensiz girişleri azaltarak ve sistemin kötüye kullanımını engelleyerek daha düzenli ve etkili yasal göç yollarının önünü açabileceğini ifade eden Ioannides, sorumluluk ve dayanışma ilkelerinin paktın temelini oluşturduğunu dile getirdi. Son yıllarda özellikle sınır ülkelerinin orantısız baskılarla karşı karşıya kaldığını hatırlattı.

Paktın bu sorunu daha öngörülebilir ve yapılandırılmış bir dayanışma sistemiyle ele almayı hedeflediğini belirten Ioannides, dayanışmanın âdil, güvenilir ve somut şekilde işlemesi gerektiğini vurguladı. Bununla birlikte, tüm üye devletlerin ortak sorumlulukta kendi paylarını üstlenmeden sistemin uzun vadede başarılı olamayacağını da sözlerine ekledi.

İade Tüzüğü’ne ilişkin çalışmalara da değinen Ioannides, kurumlar arası müzakerelerin sürdüğünü ve anlaşmaya varılmasını umduğunu ifade etti. Bu düzenlemenin, paktın genel yapısında eksik kalan önemli bir unsur olarak görüldüğünü ve tamamlanmasının sistemin bütünlüğünü güçlendireceğini söyledi.

Ioannides, paktın uygulanmasının bir son değil, yeni bir sürecin başlangıcı olduğunu belirterek, başarının sahadaki sonuçlarla ölçüleceğini dile getirdi.

Toplantının ardından söz alan Ioannides, insan haklarının korunmasına ilişkin hükümlere, geri dönüş süreçlerine ve yeni kuralların tüm üye devletlerde uyumlu şekilde uygulanmasının önemine dikkat çekti. Pakt kapsamında iltica başvurusunda bulunanlara hukuki danışmanlık sağlanması ve insan haklarının izlenmesine yönelik mekanizmaların yer aldığını belirtti.

İnsan hakları standartlarında herhangi bir gerileme olmadığını, aksine bu alandaki güvencelerin güçlendirilmesi yönünde ortak bir anlayış bulunduğunu ifade etti. Ayrıca uygulamanın izlenmesi ve değerlendirilmesi için gerekli mekanizmaların oluşturulduğunu, kalan eksikliklerin giderilmesi için ortak çabanın önem taşıdığını vurguladı.

Geri dönüş konusunun hassasiyetine de değinen Ioannides, kadın ve çocukların güvensiz ülkelere gönderilmesinin AB veya üye devletlerin politikası olmadığını, temel hak ihlali riski bulunan durumlarda bu tür uygulamaların söz konusu olmayacağını söyledi.

Avrupa Komisyonu İçişleri ve Göçten Sorumlu Üyesi Magnus Brunner ise 12 Haziran’ın paktın uygulanmaya başlayacağı tarih olduğunu hatırlatarak, bunun son derece kapsamlı bir reform süreci olduğunu belirtti. AB’nin artık göç ve iltica alanında ortak kurallara sahip olduğunu ifade eden Brunner, sistemin tam anlamıyla işlemesi için sürecin zaman içinde gelişeceğini söyledi.

Brunner, Eurodac, sınır prosedürleri, iltica yönetimi ve dayanışma mekanizmaları gibi alanlarda ilerleme kaydedildiğini, Avrupa Komisyonu ve ilgili kurumların teknik ve operasyonel desteğinin sürdüğünü dile getirdi. Ayrıca geri dönüşler ve operasyonel hazırlık konularında çalışmaların devam ettiğini ve sistemin kademeli olarak tam işler hâle geleceğini belirtti.

KHA/CPI/NST/2026

Kıbrıs Haber Ajansı