BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Kıbrıs'taki İyi Niyet Misyonu raporunda, ileriye dönük bir yol bulunması açısından hayatî önem taşıdığı için iki lideri diyaloğa açık olmaları yönünde teşvik etmeye devam edeceğini belirtti.
Genel Sekreter ayrıca, Kıbrıs'taki BM Barış Gücü (UNFICYP) ile ilgili raporunda, ara bölge ve ateşkes hattı ile ilgili askeri ihlâllerin arttığına ve bunların ciddiyetine değindi.
BM Güvenlik Konseyi'nin resmî belgeleri olarak 13 Haziran- 12 Aralık 2023 tarihleri arasındaki gelişmelere odaklanan iki rapor dün (10 Ocak 2024) yayımlandı.
Guterres raporlarında, Kıbrıs'ta İyi Niyet Misyonu raporunda, tarafların barış sürecine ilişkin pozisyonlarının çok farklı olmaya devam ettiğini ve iki lideri kendi düzeylerinde karşılıklı kabul edilebilir diyalog yollarına açık olmaya teşvik etmeyi sürdüreceğini belirterek, "bunun ileriye dönük bir yol bulmak için hayatî önem taşıdığına inanıyorum" mesajını verdi. Anlamlı girişimlerin diyalog ve güven inşası yönünde ivme yaratılması açısından da kritik önem taşıdığını kaydetti.
Önümüzdeki dönem, Birleşmiş Milletler'in Kıbrıs'taki barışı koruma ve İyi Niyet Misyonu faaliyetlerinin 60. yıldönümü de dâhil olmak üzere, Kıbrıs'ı yansıtan ve Kıbrıs'la ilgili olan çeşitli yıldönümlerine sahne olacak. Birleşmiş Milletler'in Kıbrıs sorununa barışçıl bir çözüm bulunması yönündeki kararlılığını sürdürdüğünü kaydeden Genel Sekreter, ancak "her geçen yıl taraflar arasındaki uçurumun genişlediğini ve karşılıklı olarak kabul edilebilir bir siyasî çözüm bulunması yönündeki beklentilerin giderek aşındığını" da sözlerine ekledi.
Genel Sekreter, iki lideri ve temsilcilerini, çözüm için daha elverişli bir ortama katkıda bulunabilecek, karşılıklı olarak kabul edilebilir güven arttırıcı önlemleri görüşmeye, üzerinde mutabık kalmaya ve uygulamaya teşvik etti.
Ayrıca, tarafların tampon bölge içinde ve bitişiğinde gerilimi arttırabilecek tek taraflı eylemlerden kaçınmalarının önemini defalarca vurguladığını belirtti ve tüm tarafları farklılıklarını çözmek için diyaloğa girmeye çağırdı.
Varoşa'da çitlerle çevrili bölgesindeki gelişmelerden duyduğu endişeyi yineleyen Guterres, BM'nin bölgeye ilişkin tutumunun değişmediğini kaydetti. Başta 550 (1984) ve 789 (1992) Sayılı Kararlar olmak üzere konuyla ilgili Güvenlik Konseyi kararlarını hatırlattı ve bu kararlara tam olarak uyulmasının önemini vurguladı.
BM Genel Sekreteri, tüm garantör güçleri Kıbrıs'taki iki lideri Kıbrıs sorununda karşılıklı olarak kabul edilebilir bir yol bulmak amacıyla diyaloga girmeye teşvik etti.
Ayrıca tarafları, Ada içinde ve çevresinde tüm tarafların yararına olabilecek sürdürülebilir enerji iş birliği seçeneklerini araştırmak için samimî çaba sarf etmeye ve gerilimi arttırabilecek tedbirler almaktan kaçınmaya çağırdı.
Ayrıca iki toplumlu Teknik Komitelerin çalışmalarına atıfta bulundu ve diğer hususların yanı sıra, Barikatlar Teknik Komitesinde, başta Ada’nın en işlek noktası olduğunu belirttiği Agios Dometios olmak üzere mevcut geçiş noktalarındaki akışın iyileştirilmesine yönelik öneriler üzerinde tartışmaların devam ettiğini not etti. İlgili rapora göre bu tür iyileştirmeler arasında yolun genişletilmesi ve geçiş noktasının her iki tarafına aynı anda bisiklet ve yaya şeritlerinin eklenmesinin yanı sıra Yeşil Hat ticaretini geliştirecek ek tesisler de yer alabilir.
UNFICYP hakkında rapor
------------------
UNFICYP ile ilgili raporunda Guterres, Agios Dometios bölgesindeki tampon bölgede meydana gelen olaylarla ilgili daha fazla ayrıntıya girerek, tarafsız bölgenin ve ateşkes hatlarının askerileştirilmesine yönelik eğilimin raporlama döneminde daha belirgin hale geldiğini, askerî ihlâllerin arttığını belirtti.
Rapora göre, 30 Kasım itibariyle misyon her iki taraftan toplam 302 askeri ihlâl gözlemlemiş olup, bunların 159'u kalıcı yapılar ve 60'ı ateşkes hatlarını zorlayan ileri hareketler içerdiğinden ciddî olarak değerlendirilmiştir. "İhtilaflı bölgelerin etrafındaki gerginlik de arttı ve tampon bölge içinde veya yakınında izinsiz askeri inşaatlar devam etti."
Raporda ayrıca, Kıbrıs'ta sivil alt yapının askerî amaçlarla kullanılması ve güvenlik personelinin sivil kıyafetler giymesinin UNFICYP tarafından her iki tarafta da tespit edilen ciddî bir endişe kaynağı olduğu belirtilerek "Bu tür eylemler askerî ve sivil tesisler ve personel arasındaki çizgilerin tehlikeli bir şekilde bulanıklaşmasına yol açarak sivilleri risk altına sokmaktadır” denildi.
Raporda ayrıca UNFICYP'in, "kuzeydeki ateşkes hattına ve ihtilaflı bölgelerdeki tarafsız bölgenin statükosuna yönelik kasıtlı bir provokatif meydan okuma politikası gibi görünen bir şekilde" Lefkoşa ve çevresinde, zaman zaman silahlı olanlar da dâhil olmak üzere, Türk güçleri tarafından tekrarlanan istilâ tarzı ihlâllerin "rahatsız edici bir eğilim" olduğunu kaydettiği belirtildi.
Agios Dometios tampon bölgesindeki ihlâller söz konusu olduğunda, "ilerleme" eğiliminin esas olarak tampon bölgede "Maria'nın Evi" olarak bilinen terk edilmiş bir evin çevresinde gözlemlendiği kaydedildi. Ağustos ayından kasım ayına kadar Türk güçleri tarafından 43 ihlâlin kaydedildiği belirtildi.
UNFICYP'in bu tür ileri hareketleri başarılı bir şekilde durdurmasının ardından 16 Kasım'da Millî Muhafız Ordusu’nun "Maria'nın Evi"nin tam karşısındaki gözlem noktasına bir ışık yerleştirdiği, Türk güçlerinin de terk edilmiş binaya kendi ışıklarını yerleştirerek bunu protesto ettiği bildirildi. Barış Gücü devreye girdikten sonra her iki taraf da ışıklarını kaldırmayı kabul etti; ancak 27 Kasım'da Türk güçlerinin evin tepesine bir kamera ve uydu anteni yerleştirdiği kaydedildi. UNFICYP'in bölgedeki varlığını arttırmasıyla birlikte, 81 kadar Türk kuvvetinin birkaç saat boyunca evin önünde konuşlandığı ve bunun da yerel halkı alarma geçirdiği bildirildi. Özel Temsilci'nin devreye girmesinin ardından Türk güçlerinin 29 Kasım'dan sonra tampon bölgeye tekrar girmediği, ancak raporlama döneminin sonunda tampon bölgedeki tesislerinin yerinde kaldığı kaydedildi. UNFICYP'in statükonun yeniden tesis edilmesini sağlamak üzere angajmanını sürdürdüğü belirtildi.
Guterres, rapor döneminde Ada’daki askerî ihlâllerin sayısı ve yoğunluğundaki önemli artışın "Kıbrıs sorununun barışçıl çözüm beklentileri açısından büyük bir endişe kaynağı olduğunu" kaydetti. Ara bölgenin her iki tarafında artan ihlâller, tarafsız bölgenin hem askerî hem de sivil yapılar tarafından ihlâl edilmesi ve tek taraflı eylemlerin kışkırtıcı etkisi sadece gerilimi arttırmakta ve karşılıklı güvensizliği derinleştiriyor.
Pyla/Pile konusunda ise ağustos ayında yaşanan krizin ardından, Genel Sekreter'in Kıbrıs Özel Temsilcisi tarafından yürütülen müzakereler sonucunda ve garantör güçler de dâhil olmak üzere uluslararası toplumun desteğiyle karşılıklı olarak kabul edilebilir bir yol bulunduğunu belirtti. Uygulama sırasında zorluklar gündeme geldi. Her iki tarafın da yapıcı angajmanına ihtiyaç duyulmaya devam edilmekte.
Guterres 18 Ağustos'ta Pyla'da UNFİCYP askerlerine yönelik saldırıları bir kez daha kınadı. "Barış güçlerinin güvenliği Birleşmiş Milletler için bir önceliktir ve bundan taviz verilemez" diyen Guterres, UNFICYP üniformalı personelini hedef alan ve misyonun tarafsızlığını sorgulayan dezenformasyon kampanyasından da endişe duyduğunu belirtti.
BM Genel Sekreteri, UNFICYP'in barış ve istikrara ve siyasî çözüme elverişli koşulların yaratılmasına devam eden katkısını göz önünde bulundurarak, Güvenlik Konseyi'ne misyonun görev süresini 31 Ocak 2025 tarihine kadar on iki ay süreyle uzatmayı teklif ettiğini belirtti.
Cumhurbaşkanı ile Kıbrıslı Türk liderin bilgi notları
-------------------------
İyi Niyet Misyonu raporunda Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides ve Kıbrıs Türk Toplumu lideri Ersin Tatar ile ilgili bilgi notları da yer alıyor.
Cumhurbaşkanı Christodoulides notunda, Kıbrıs sorununun ilgili BM Güvenlik Konseyi kararları, BM Şartı ve Üst Düzey Anlaşmalar temelinde barışçıl bir şekilde çözülmesi yönündeki sarsılmaz kararlılığını bir kez daha teyit ediyor.
BM Genel Sekreteri'nin çabalarını kolaylaştırmak için somut adımlar attığını ve temsilcinin atanmasına rıza gösterdiğini, girişimlerde bulunduğunu ve Kıbrıs Türk Toplumu lideri ile görüşmeler yapılmasını "defalarca" önerdiğini, "olumlu yanıtını dört gözle beklemeye devam ediyorum" mesajını verdiğini vurguluyor.
Cumhurbaşkanı ayrıca, BM himayesinde müzakerelerin yeniden başlaması da dâhil olmak üzere, müzakerelerin yeniden başlaması çabalarında Avrupa Birliği'nin rolünün arttırılması yönündeki arayışlarına da değiniyor.
Cumhurbaşkanı Christodoulides'in bilgi notunda, Kıbrıs Rum tarafının perspektifinden, Kıbrıs Rum tarafının devam eden çabalarının, Tatar'ın geçen eylül ayında New York'ta kendisi ve BM Genel Sekreteri ile yaptığı toplantıya katılmayı reddettiği, Türk tarafının bir temsilci atanması konusunu sürüncemede bırakması gibi Türk tarafının taktiksel gecikmeleri nedeniyle sekteye uğradığı bilgileri de yer alıyor. Aynı zamanda, Türk tarafının iki bölgeli, iki toplumlu bir federasyon çözümü için üzerinde mutabık kalınan temele bağlılığına sadık kalmayı reddetmesi ve "egemen eşitlik" ve "eşit uluslararası statü" pozisyonlarını sürdürmeye devam etmesi nedeniyle bu çabaların engellenmeye devam ettiği de ekleniyor.
Notta ayrıca Türk tarafının Varoşa'daki ihlâllerine ve yasa dışı eylemlerine hız kesmeden ve yasa dışı ayrılıkçı oluşum için uluslararası statü arama çabalarına devam ettiği ve yoğunlaştığı belirtiliyor.
Sahada ise "ateşkes hattı boyunca bazı bölgelerde Türk güçleri tarafından tarafsız bölgeyi işgal etmeye yönelik art arda gelen girişimlerle karşı karşıya kalmaya devam ediyoruz" denilen Cumhurbaşkanı’nın notunda, Pyla ve Agios Dometios'taki olaylara atıfta bulunarak, Türkiye'nin aynı zamanda işgal altındaki topraklarda askerî olanaklarını ve alt yapısını geliştirmeye devam ettiği, bunun Kıbrıs ve daha geniş Doğu Akdeniz bölgesinde barış ve istikrar için ciddî riskler oluşturan bir politika olduğu vurgulanıyor.
Cumhurbaşkanı notunda Kıbrıs’taki karşıt güçler arasında UNFICYP'in kolaylaştırıcılığında bir askerî temas mekanizması kurulması konusunu görüşmeye hazır olduğunu ifade ediyor, Millî Muhafız Ordusu ve Türk işgal güçlerinden oluşan, Komutanlar veya atanmış temsilcileri düzeyinde, UNFICYP'in yetkisi uyarınca ilgili düzeyde kolaylaştırıcılığını yapacağı bir askerî temas mekanizması anlamına geldiğini belirtiyor.
Cumhurbaşkanı notunda ayrıca Teknik Komitelerin çalışmalarına da atıfta bulunarak, önemli çalışmalarını daha da ileriye götüren bir dizi olumlu girişimde bulunmaya devam ettiklerini, ancak Kıbrıs Türk tarafının Komiteleri "ayrı yönetimler" ve nihayetinde "ayrı devletler" arasında bir iş birliği modelini teşvik eden araçlar haline getirme çabalarının bir sonucu olarak çalışmalarının engellendiği durumlar olduğunu belirtiyor.
Ersin Tatar ise kendi bilgi notunda Ada’da "iki devlet" "vizyonuna" ve Cenevre'deki 2021 gayriresmî 5+1 toplantısında Kıbrıs Rum "mevkidaşına" ilettiği altı iş birliği alanına atıfta bulunuluyor. Tatar'ın eylül ayında New York'ta yaptıkları görüşmede iş birliği diyaloğu önerisinin yeni unsurlarını Genel Sekreter ile paylaştığını ve Kıbrıs Rum lider ile BM Genel Sekreteri'nin ev sahipliğinde "üçlü bir ortamda" bir iş birliği diyaloğu başlatmak üzere görüşmeye hazır olduğunu ifade ettiğini kaydediyor.
Tatar'ın önerileri arasında ada açıklarındaki "her iki tarafa ait" hidrokarbon kaynakları konusunda iş birliği, Türkiye üzerinden Avrupa Birliği şebekesine elektrik bağlantısı, yeşil enerjiye geçiş aracı olarak güneş enerjisinin etkin kullanımı, adanın tatlı su kaynaklarının yönetimi, adanın mayınlardan arındırılması ve yasa dışı göç konusunun ele alınması da yer alıyor.
Tatar ayrıca rapor döneminde Kıbrıs Rum liderliğinin, sözde devletin gözlemci üye olduğu uluslararası örgütlerin etkinliklerine/toplantılarına katılımını ve temsilini açıkça hedeflediğini belirtiyor.
Tatar notunda devamla , "UNFICYP'in kktc isimli yapılanma ile ara bölge topraklarındaki operasyonlarına ilişkin yazılı bir anlaşmanın gerekliliğine" atıfta bulunarak, UNFICYP'in "iyi niyet göstergesi olarak 'hükûmetimizin izniyle 'kktc' içinde faaliyet gösterdiğini" ileri sürüyor.
KHA/NST/MHY/2024
Kıbrıs Haber Ajansı