Hükûmet Sözcüsü Konstantinos Letymbiotis, Lefkoşa'nın temmuz ayında yapılması planlanan çok taraflı Kıbrıs konferansı öncesinde Kıbrıs sorunundaki hareketliliği artırmaya odaklandığını belirtti. Sözcü, Lefkoşa'nın müzakerelerin yeniden başlaması konusundaki tutarlılığını ve kararlılığını vurguladı. Ayrıca, Johannes Hahn'ın Avrupa Birliği (AB) Özel Temsilcisi olarak atanmasının ardından AB'nin rolüne de özel atıfta bulundu.

Salı günü düzenlenen basın toplantısında, BM Genel Sekreteri'nin Kişisel Temsilcisi María Ángela Holguín Cuéllar'ın Kıbrıs Türk toplumunun lideri Ersin Tatar ile görüşmesinin ardından atmosferin bozulup bozulmadığı sorulduğunda Sözcü, Cumhurbaşkanı'nın göreve başladığı günden bu yana gerek Tatar'ın gerekse Türkiye'nin kamuoyuna yaptığı açıklamaların hiçbir zaman iyimserliğe olanak tanımadığını ifade etti.

Ancak Sözcü, kendi taraflarının aradığı ilerlemenin kamuoyu açıklamalarıyla elde edilemeyeceğini belirterek, geçtiğimiz iki yıl içinde Hükûmetin tutarlı ve sürekli çabaları ve aldığı inisiyatifler sayesinde bir mesafe kat edildiğini ve bir hareketlilik sağlandığını, Hükûmetin bu hareketliliği daha da yoğunlaştırmayı hedeflediğini söyledi.

Hükûmet, BM Genel Sekreteri'nin yeni Kişisel Temsilcisinin hazırlamakla görevli olduğu önümüzdeki temmuz ayındaki çok taraflı toplantıya odaklanıyor.

"BM Genel Sekreteri huzurunda üzerinde anlaştığımız ve hedeflediğimiz konularda aynı derecede yapıcı ve tutarlı olmaya devam edeceğiz. Yapmaya devam edeceğimiz şey, inisiyatifler alarak, BM Genel Sekreteri'nin ve Kişisel Temsilcisinin müzakerelerin yeniden başlatılması yönündeki çabalarına mümkün olan en üst düzeyde katkıda bulunmak."

Aynı zamanda Hahn'ın AB Özel Temsilcisi olarak atanmasının önemli bir gelişme olduğuna dikkat çeken Sözcü, Türk-Yunan ilişkilerinin Kıbrıs sorunuyla ilişkilendirilmesinin katalizör bir rol oynayabileceğine inandıklarını ekleyen Sözcü, "Avrupa Birliği'nin rolü de önemli ve çok daha aktif olmalı" diye vurguladı.

Hahn'ın ne zaman göreve başlayacağı ve temmuz ayına kadar bir sonuç getirip getiremeyeceği sorulduğunda Sözcü, Avrupa Birliği'nin rolünün zaten aktifleştiğini belirtti. Sözcü, Avrupa Birliği'nin Kıbrıs meselesindeki rolünün yoğunlaştığına dikkat çekerek, bununla ilgili özellikle iki önemli gelişmenin altını çizdi: Birincisi, Nisan 2024 Zirve Sonuçları metninde AB-Türkiye ilişkilerindeki ilerlemenin Kıbrıs sorunundaki ilerlemeyle açıkça ilişkilendirilmesi. İkincisi ise, geçtiğimiz mart ayında Cenevre'deki genişletilmiş toplantı vesilesiyle Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve o dönemki Portekiz Başbakanı António Costa tarafından kaleme alınan kritik ortak mektup.

"Hahn ilk temaslarını gerçekleştirebilmek ve önümüzdeki dönemde nasıl hareket edeceğine dair ön hazırlıklara şimdiden başladı. Hahn'ın, Avrupa Komisyonu'nun yeni yapısı altında, özellikle de doğrudan Avrupa Komisyonu Başkanı'na bağlı olmasının kendisine büyük bir esneklik ve hareket alanı sağladığı gerçeği çok önemli."

Cumhurbaşkanı – Holguín görüşmesi ve müzakerecilerle üçlü toplantı için koordinasyon sürüyor

------------------------------

Cumhurbaşkanı ile Holguín arasında yeni bir görüşme ayarlanıp ayarlanmadığı sorusuna Sözcü, Cumhurbaşkanı ile Holguín arasında bu hafta bir görüşme gerçekleştirileceği yanıtını verdi.

"Bu görüşmenin kesin günü ve saati için koordinasyon hâlihazırda devam ediyor ve tabii ki gün kesinleştiğinde görüşme duyurulacak."

Salı günü saat 11'de Holguín'in Kıbrıs Rum tarafının müzakerecisi Menelaos Menelaou ile görüşmesinin tamamlandığını belirten Sözcü, Menelaou'nun Holguín'e iki müzakerecinin görüşmelerinin seyri, Cenevre'de üzerinde anlaşılan ve BM Genel Sekreteri tarafından açıklanan altı başlık etrafındaki tartışmalardaki ilerleme ve gelişmeler hakkında bilgi verdiğini kaydetti. Kıbrıs Türk tarafının  müzakerecisiyle de görüşmesinin beklendiğini ve iki müzakerecinin Holguín ile ortak bir görüşme yapıp yapmayacağına dair bilgilendirme yapılacağını ekledi.

Holguín'in Kıbrıs'tan ayrıldıktan sonraki temasları ve Hahn ile olası görüşmesi sorulduğunda, Letymbiotis, şu ana kadar bildikleri ve kamuoyuna da yansıdığı kadarıyla, önümüzdeki cumartesi günü adadan ayrılacak olan Holguín'in Kıbrıs'taki temaslarının ardından Ankara, Atina, Londra ve Brüksel'e bir dizi ziyaret gerçekleştireceğini, bu ziyaretlerin gerekli temasları, toplantıları ve görüş alışverişlerini yapmak amacıyla düzenlendiğini belirtti. "Kendisi tarafından açıklanacak olan nihaî temas programının kesinleşmesini bekliyoruz" dedi.

Genişletilmiş toplantı için bir tarih kesinleşip kesinleşmediği sorusuna Letymbiotis, "zaman ufku temmuz ayının son on günü olmaya devam ediyor" yanıtını verdi.

Bir gazetecinin Kıbrıs Türk Toplumu lideri Tatar'ın temmuzda genişletilmiş bir toplantı yapılmayacağını söylediği yönündeki yorumu üzerine Sözcü, "temmuz ayında çok taraflı bir konferans yapılacağını sadece biz söylemiyoruz, bunu BM Genel Sekreteri'nin kendisi de, Holguín de hem Cumhurbaşkanı ile görüşmesinin ardından hem de dün Tatar ile görüşmesinin ardından söyledi" dedi.

"Toplantının kesin tarihleri için gerekli planlamalar konusunda BM Genel Sekreterliği ile sürekli koordinasyon hâlindeyiz, düzenlemeler şimdiden yapılıyor."

Yeni çok taraflı konferansın, tam da bir önceki çok taraflı konferanstan sonraki bir gelişme olarak ortaya çıktığı için gerçekleşeceğini ekleyen Sözcü, "BM Genel Sekreteri huzurunda tüm taraflar taahhütte bulundu ve bunun güvenilirliğimize ve tutarlılığımıza yansıdığına inanıyoruz. Bir kez daha ileteceğimiz şey, diyalog arayışında olduğumuzdur" diye ekledi.

Sözcü, diyalog arzuladıklarını çünkü "pozisyonlarımızın ve argümanlarımızın doğruluğuna" güvendiklerini ve Kıbrıs sorununda o hareketliliğin sağlanabilmesi için – ki bununla müzakerelerin kesintiye uğradığı noktadan yeniden başlamasını kastediyoruz – ilk ve en doğal adımın, özellikle bir önceki konferansa katılan tarafların katılımıyla çok taraflı bir konferans yapısı altında diyalog ve görüş alışverişi olduğunu düşündüklerini ekledi.

Meselenin esas konuların tartışılması olduğunu belirten Sözcü, Avrupa Birliği'nin ve tüm uluslararası toplumun desteklediği BM çerçevesi olan siyasi eşitliğe dayalı iki bölgeli, iki toplumlu federasyonun, Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Rumların endişelerine yanıt verebileceğine dair inancını dile getirdi.

KHA/NST/MHY/2025

Kıbrıs Haber Ajansı