Mağusa'da Latinlerin Aziz George Kilisesi'nin kalıntılarının bulunduğu alan, Kıbrıs şarkılarının eşlik ettiği ve restorasyonunda çalışan düzinelerce kişinin katıldığı, çarşamba günü düzenlenen duygusal bir törenle canlandırıldı. Larnaka'da da Kıbrıs'ın çok kültürlü kimliğine olan birliği ve saygıyı simgeleyen Tuzla Camii'nin teslim töreni gerçekleşti.
Kültürel Miras Teknik Komitesi'nin projeleri olan bu iki tarihi anıtın restorasyonu, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından, Avrupa Birliği ve Cenevre merkezli ALIPH Vakfı'nın finansmanıyla gerçekleştirildi. Latinlerin Aziz George Kilisesi için düzenlenen tören, temmuz ayının sıcak güneşinden biraz olsun uzaklaşmak için ağaçların gölgesinde yapılırken restorasyona katkıda bulunan onlarca Kıbrıslı Rum, Kıbrıslı Türk, diplomat, yetkili ve işçi kültürel miraslarının canlanmasında atılan bu önemli adımı onurlandırmak için bir araya geldi.
ALIPH (Kültürel Mirasın Korunması İçin Uluslararası İttifak) İcra Direktörü Valery Freland, ALIPH Vakfının Başkanı Bariza Khiari adına yaptığı konuşmada, "Bugün büyük bir duygu ve derin bir gururla tarihi bir miras koruma projesini başlatıyoruz" dedi.
Bu projelerin vakfın Kıbrıs'ta üstlendiği ilk projeler olduğunu belirten Freland, Kültürel Miras Teknik Komitesi'ne teşekkür ederek bunu barışa hizmet için bir diyalog modeli olarak nitelendirdi.
Freland, ALIPH'in Komite'nin çalışmalarını tüm dünyada tanıtmak istediğini çünkü miras koruması yoluyla barışı inşa etmek için dünyanın dört bir yanındaki herkes için bir referans olduklarını, çalışmalarını tanıtmaya devam edeceklerini söyledi.
Avrupa Komisyonu Bölüm Başkanı Jutta Pomoell-Segurola, bu iki güzel restorasyon çalışmasındaki restorasyon çalışmalarının tamamlanmasını kutladıklarını belirtti; kiliseyi “şaşırtıcı” olarak nitelendirerek çok duygulandığını kaydetti.
Jutta Pomoell-Segurola, her iki proje de "Kıbrıs'ın eşsiz kültürel zenginliğini ve çeşitliliğini temsil ediyor ve bu da değerlendirilmeli ve kutlanmalıdır. Bu anıtları ve mirası restore etmek gerçekten önemli çünkü adaya bir barış ve istikrar duygusu getiriyor ve biz Avrupa Komisyonu olarak bu projeleri desteklemekten çok mutluyuz" dedi.
Birleşmiş Milletler Kalkınma Program (UNDP) Ofis Başkanı Jakhongir Khaydarov, bu iki anıtın başarılı bir şekilde tamamlanmasının ancak güçlü ve güvenilir ortaklık sayesinde mümkün olduğuna dikkat çekti.
ALIPH'e miras koruma misyonuna olan cömert desteği ve sarsılmaz inancı, AB’ne Teknik Komite çalışmalarına olan uzun süreli ve tutarlı bağlılıkları için teşekkür eden Khaydarov, ALIPH’in güveni yeniden tesis etmeye yardımcı olduğunu belirtti.
Khaydarov, iki anıtın ortak bir anlatıya sahip olduğunu, Kıbrıs'ın güçlü sembolleri, zengin çeşitli ve iç içe geçmiş bir geçmişe sahip bulunduğunu, korunmaları, diyaloğa, birlikte yaşamaya ve ortak geleceğe olan bağlılığı ifade ettiğini vurguladı.
Jakhongir Khaydarov UNDP olarak Kültürel Miras Teknik Komitesi ile yakın iş birliği içinde bu projeyi hayata geçirmiş olmaktan gurur duyduklarını söyledi, komitenin iki eş başkanını da bağlılıklarını övdü ve yaptıkları işin, bu adada barış ve güven isteyen gelecek nesillere gittiğini kaydetti.
Teknik Komitenin Kıbrıslı Rum Eş Başkanı Sotos Ktoris, etkinlikte yaptığı konuşmada, Latinlerin Saint George Kilisesi ve Tuzla Camii'nin restorasyonunun kendilerine Kıbrıs'ın tarihsel olarak ortak kültürel mirasın silinmez bir iz bırakan medeniyetlerin kavşağı olduğunu hatırlattığına işaret etti.
Bu alanların, Kıbrıs'ın kültürel mirasının uzun bir birlikte yaşama, etkileşim ve farklı dinlerin, dillerin ve kültürlerin harmanlanması tarihiyle şekillendiğini hatırlattığını ifade eden Ktoris, kimliklerinin bu asırlardır süregelen birlikte yaşamanın meyvesi olduğunu vurguladı.
Ktoris, “Kıbrıs tarihinin bize miras bıraktığı anıtlar, bizi bu topraklara ve birbirimize bağlayan şeylerdir. Özellikle bugün Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler bu alanları birlikte korudukça, yeni ve daha derin bir boyut kazanıyorlar: uzlaşmanın sembolleri, güven köprüleri ve geleceğe yönelik barışçıl bir bakış açısının tanıklıkları haline geliyorlar" şeklinde konuştu.
Kıbrıs'taki Kültürel Miras Teknik Komitesi’nin Kıbrıslı Türk Eş Başkanı Ali Tuncay da ALIPH'in Mağusa'daki Latinlerin Aziz George Kilisesi'nin ve Larnaka'daki Tuzla Camii'nin korunmasına verdiği desteğin tarihi olarak karmaşık bölgelerde kültürel mirası koruma misyonunu yansıttığını belirtti.
Ali Tuncay, adanın çeşitli ve iç içe geçmiş geçmişinin hatırlatıcıları olarak duran bu anıtlar, aynı zamanda diyalog, karşılıklı anlayış ve paylaşılan sorumluluğu teşvik etmek için çalışan Kıbrıs'taki Kültürel Miras Teknik Komitesi'nin vizyonunu da temsil ettiğine dikkat çekti.
Tuncay, ALIPH’in, dini ve tarihi değeri olan alanların restorasyonunu destekleyerek kültürel çeşitliliğe saygıyı teşvik etmeye ve daha güvenilir ve açık bir atmosferin yaratılmasına katkıda bulunduğunu, bu çabanın, mirasın insanlar arasında güçlü bir bağlayıcı ve Kıbrıs'ta uzun vadeli barış, uzlaşma ve iş birliği için bir temel olarak rolünü vurguladığını belirtti.
Etkinlik sırasında mühendisler Angelos Smagas ve Hakan Gökberk restorasyon projesi hakkında ayrıntılı bilgiler verdiler.
Geleneksel Kıbrıs şarkılarının Andreas Smagas ve Andriani Kyprianou tarafından özel bir resitalde seslendirilmesiyle atmosfer değişti ve iyimserlikle dolu sıcak ve birleştirici bir ortam yaratıldı.
Katılımcılar aktif bir şekilde seslendirmeye katılarak kolektif miras ve umut duygusunu güçlendirdi ve sanatın ve kültürel kimliğin herkesi nasıl birleştirebileceğini ve ilham verebileceğini gösterdi.
Ardından kilisenin girişindeki, 13. yüzyıl sonlarına dayanan Gotik mimarinin enfes bir örneğini sergileyen plakanın açılışı yapıldı.
Mağusa'da Aziz George'a adanmış, biri Rum Ortodoks, diğeri Latin Katolik iki kilise vardı.
Teknik Komitenin Kıbrıslı Rum Eş Başkanı Sotos Ktoris, Larnaka'da Tuzla Camii'nin teslimi sırasında yaptığı konuşmada da Kıbrıslı Rumlarla Kıbrıslı Türklerin kültürel mirasın korunmasında iş birliği yaptığını, aynı vizyonu paylaştığını belirtti.
Ktoris şöyle dedi:
“Kıbrıs'taki anıtlar bu toprakların tarihinin bize bıraktığı bir mirastır; tarihi yolculuğumuzu ve bu topraklarla olan ilişkimizi vurgular ve yüzyıllar boyunca kimliğimizi şekillendirir.
“Bu anıtlar ister Hıristiyan ister Müslüman olsun, tüm Kıbrıslılara, bu adada yaşayan tüm insanlara aittir.”
Sotos Ktoris, herkesi, farklı bir Kıbrıs'ın, barışçıl bir arada yaşamanın sembolü olan bu anıtları, bölünmenin sembolleri olarak değil anlayış ve uzlaşma köprüleri olarak görmeye çağırdı.
Teknik Komitenin Kıbrıslı Türk Eş Başkanı Ali Tuncay da Tuzla Camii'ni Kıbrıslı Türkler ve ötesi için hayati bir anıt olarak tanımladı; mevcut yapının altında bir zamanlar bir bazilika olduğunu ve daha sonra oraya Gotik bir kilise inşa edildiğini anlattı.
Tuzla Camii'nin adada yaşayan hem Kıbrıslı Türkler hem de Kıbrıslı Rumlar için ortak bir anıt olduğunu vurgulayan Tuncay, bu binayı ve Kıbrıs genelindeki diğer anıtları restore etmek için yapılan ortak çabanın iki toplum arasında barışçıl ve iş birlikçi ilişkilerin gelişmesine katkıda bulunacağına inandığını ifade etti.
KHA/MG/MHY/2025
Kıbrıs Haber Ajansı