Kıbrıs, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 6. Komitesinde yaptığı açıklamada, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne (UNCLOS) tam saygı gösterilmesinin önemini vurguladı. 

Kıbrıs Cumhuriyeti Hukuk Dairesi Uluslararası Hukuk Dairesi Başkanı Mary‑Ann Stavrinides, çarşamba günü New York’ta düzenlenen 6. Komite oturumunda —gündemin 80. maddesi olan “Uluslararası Hukuk Komisyonu Raporu” başlığı altında— yaptığı konuşmada, “Kıbrıs, denizlerde ve okyanuslarda yürütülen tüm faaliyetlerin çerçevesini belirleyen UNCLOS’a tam saygının vazgeçilmez olduğunu vurgulamaktadır” dedi. 

Stavrinides, Komisyon’un çalışma programına iki yeni konunun (“uluslararası hukuka aykırı fiiller nedeniyle doğan zararlar için tazminat” ve “uluslararası hukukta gereken özen”) eklenmesini memnuniyetle karşıladı. Kıbrıs’ın, bu konuların “Devletlerin Uluslararası Hukuka Aykırı Fiillerinden Kaynaklanan Sorumluluğuna İlişkin Maddelere, özellikle de 36. maddeye dayanan sağlam bir hukuk çalışmasıyla” ele alınmasını beklediğini belirtti. 

Deniz seviyesinin yükselmesi konusuna değinen Stavrinides, bunun “özellikle alçak kıyı devletleri, takımada devletleri, küçük ada devletleri ve küçük ada gelişmekte olan devletler açısından hayati önemde” olduğunu söyledi. Ada devleti olmanın getirdiği kırılganlığa dikkat çeken Stavrinides, Kıbrıs’ın “iklim değişikliğinin yol açtığı deniz seviyesindeki yükselmenin etkilerini doğrudan yaşadığını” ve bunun ülkenin “toprakları ile egemenliği üzerinde ciddi sonuçlar doğurduğunu” ifade etti. 

Uluslararası Adalet Divanının “iklim değişikliğinin sonuçlarının ciddi ve geniş kapsamlı olduğunu” kabul ettiğini ve bunun “acil ve varoluşsal bir tehdit” oluşturduğunu hatırlattı. 

Kıbrıs’ın, “mevcut hakların korunması ve hukuki istikrar, kesinlik ve öngörülebilirliğin güvence altına alınması dâhil olmak üzere, uluslararası hukukun temel ilkelerini göz önünde bulunduran çağdaş bir yorum” benimsediğini vurguladı. 

Stavrinides ayrıca, “devletlerin mevcut ve yasal olarak belirlenmiş esas hatlarını korumalarını engelleyen herhangi bir uluslararası kural bulunmadığını” ve “Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi’nin 62. maddesinde yer alan ‘koşulların esaslı değişikliği’ ilkesinin deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin anlaşmalara uygulanamayacağını” belirtti. 

Uluslararası Adalet Divanı’nın, devletlerin haritalarını veya coğrafi koordinat listelerini güncelleme zorunluluğu bulunmadığını teyit ettiğini hatırlatarak, bu konudaki “genel mutabakat” ışığında Kıbrıs’ın, “ilgili konuda ek bir yorumlayıcı açıklamaya veya yeni bir anlaşmaya gerek görmediğini” ifade etti. Divan’ın görüşünün, “UNCLOS’un yorumuna dair amaçlanan sonucu zaten sağladığını” sözlerine ekledi. 

Devlet sürekliliği konusunda ise, “hukuki istikrar, güvenlik, kesinlik ve öngörülebilirliğin yanı sıra, toprak bütünlüğü, devletlerin egemen eşitliği ve doğal kaynaklar üzerindeki sürekli egemenlik ilkelerinin” korunmasının önemini vurguladı. 

Bu bağlamda, Uluslararası Adalet Divanının “bir devlet kurulduktan sonra, temel unsurlarından birinin ortadan kalkmasının, devlet kişiliğinin sona ermesi anlamına gelmeyeceği” yönündeki tespitini anımsattı. Kıbrıs, Komisyonun Çalışma Grubunun “devletlerin varlıklarını, egemenliklerini ve deniz yetki haklarını korumak için gerekli tüm önlemleri alabilecekleri” sonucunu memnuniyetle karşıladı. 

Kıbrıs, kendi kaderini belirleme (self-determinasyon) hakkı konusunda da Komisyonun, “bu hakkın tarihsel olarak yalnızca sömürge yönetimi veya yabancı işgali durumlarında uygulandığı özel hukuki çerçevenin korunması gerektiğini” vurguladı. 

Altıncı Bölüm hakkında konuşurken Stavrinides, Uluslararası Adalet Divanı Statüsünün 38(1). maddesine duyulan saygıyı yineledi. Bu maddenin “hukukun genel ilkelerini uluslararası hukukun bağımsız bir kaynağı olarak tanıdığını ve başlıca kaynaklar arasında bir hiyerarşi öngörmediğini” hatırlattı. Kıbrıs’a göre, “hukuk kuralları farklı kaynaklarda eş zamanlı olarak bulunabilir; ancak bu paralel varlık, genel ilkeler ile örf‑adet hukuku arasındaki anlam farkını bulanıklaştırmamalıdır.” 

Stavrinides ayrıca, “ısrarlı karşı çıkan (itirazcı) devlet” kuralının genel ilkelere uygulanmasına karşı çıktı; bu yaklaşımın “devlet uygulamasında veya uluslararası yargı kararlarında bir temeli bulunmadığını” ve “uygulamanın herhangi bir pratik fayda sağlamayacağını” belirtti. Bu nedenle Kıbrıs, Raportörün “böylesi bir genişlemeden kaçınılması gerektiği” yönündeki görüşünü destekledi. 

Konuşmasını tamamlayan Stavrinides, Uluslararası Hukuk Komisyonunu ve Raportörü “şimdiye kadar yürüttükleri titiz ve nitelikli çalışmalar için kutladı” ve “konuyla ilgili yapıcı diyalog sürecinin sürmesinden duyduğu memnuniyeti” dile getirdi.

KHA/GG/NST/MHY/2025

Kıbrıs Haber Ajansı