Avrupa Komisyonu adına konuşan Enerji Sözcüsü Anna‑Kaisa Itkonen, Brüksel’de akredite basın mensuplarına yönelik öğle bilgilendirme toplantısında yaptığı açıklamada, Orta Doğu’daki gelişmelerin Avrupa Birliği’nin gerçek piyasa koşulları ve enerji stokları üzerindeki doğrudan etkisinin sınırlı kaldığını vurguladı. Itkonen, enerji arz güvenliğinden ziyade enerji krizine ilişkin endişelerin daha ön planda olduğunu ifade etti.

Itkonen, enerji arz güvenliğinden çok yüksek enerji krizine ilişkin durumdan endişe duyduklarını belirterek, mevcut gelişmelerin enerji bağımsızlığı ve dayanıklılığını güçlendirmeye odaklanmanın önemini bir kez daha ortaya koyduğunu; Avrupa Birliği’nin bu yönde uzun yıllardır çalışmalar yürüttüğünü söyledi.

Orta Doğu’daki enerji krizinin piyasalara yönelik doğrudan etkisinin kısa vadede sınırlı kaldığını dile getiren Itkonen, Avrupa’nın net bir enerji ithalatçısı olarak küresel piyasalara yüksek derecede maruz kalmasına rağmen iyi çeşitlendirilmiş bir doğal gaz tedarik yapısına sahip olması sayesinde hazırlıklı durumda bulunduğunu kaydetti.

Avrupa Birliği’nin tek bir tedarikçiye olan bağımlılığını geride bıraktığını ifade eden Itkonen, boru hatları ve küresel tedarikçilerden sağlanan sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) aracılığıyla daha çeşitli bir arz karmasına yöneldiklerini belirtti. Aynı durumun petrol için de geçerli olduğunu; petrol arzının da çeşitlendirilmiş durumda bulunduğunu ve stratejik rezervlerle desteklendiğini sözlerine ekledi.

Itkonen ayrıca, etkinin sınırlı kalmasının bir diğer nedeninin Avrupa Birliği’nin İran’dan doğal gaz veya petrol ithal etmemesi olduğunu açıkladı.

Avrupa Birliği’nin başlıca doğal gaz tedarikçilerinin Norveç ile ağırlıklı olarak Amerika Birleşik Devletleri’nden sağlanan LNG olduğunu belirten Itkonen, İran’dan ne petrol ne de doğal gaz ithalatı yapıldığını yineledi.

Mevcut düzenlemelere göre Avrupa’da petrol arzına ilişkin âcil bir tedarik sıkıntısının söz konusu olmadığını ifade eden Itkonen, önceki enerji krizi sırasında yürürlüğe giren düzenlemeler uyarınca tüm üye devletlerin en az 90 günlük stratejik petrol rezervi bulundurmak zorunda olduğunu hatırlattı.

Bu çerçevede tüm üye devletlerin yaklaşık 85 ila 90 günlük rezerv ya da eşdeğer kapasiteye sahip olduğunu belirten Itkonen, Macaristan ve Slovakya’nın belirli miktarda rezerv serbest bıraktıklarını bildirmiş olsalar da bunun Orta Doğu’daki çatışmayla bağlantılı olmadığını söyledi.

Stratejik rezervlerin serbest bırakılmasına ilişkin olarak ise Avrupa Komisyonu’nun mevcut piyasa koşullarına yanıt olarak herhangi bir üye devletten bu yönde bir bildirim almadığını kaydetti.

Ayrıca, küresel piyasalardaki gelişmeleri değerlendirmek ve mevcut durumu analiz etmek üzere perşembe günü toplanacak bir Avrupa Petrol Koordinasyon Grubu bulunduğunu da sözlerine ekledi.

Mevcut durumda enerji arzının kontrol altında olduğunu vurgulayan Itkonen, Avrupa’daki enerji tedarikinin istikrarlı şekilde devam ettiğini belirtti.

Enerji fiyatlarına ilişkin doğrudan bir değerlendirmede bulunmayan Itkonen, basında yer alan haberleri takip ettiklerini ve fiyat artışlarını belirli ölçüde endişeyle izlediklerini ifade etti. Önceki krizlerden edinilen araçların üye devletlerin gerekli görülen durumlarda önlem alabilmelerine imkân tanıdığını; ancak bu mekanizmaların devreye alınmasını gerektirecek bir noktaya henüz ulaşılmadığını söyledi.

Fiyatlardaki dalgalanmaya rağmen Avrupa Birliği’nin 2022 yılına kıyasla çok daha hazırlıklı durumda olduğunu belirten Itkonen, doğal gaz depolama seviyelerinin yaz döneminin geri kalanındaki ısınma ihtiyacını karşılayacak ölçüde yüksek kalmaya devam ettiğini kaydetti.

Son olarak Itkonen, Avrupa Birliği’nde elektrik fiyatlarının en düşük olduğu ülkelerin, enerji karmalarında yenilenebilir ve temiz enerji kaynaklarının payının en yüksek olduğu ülkeler olduğunu hatırlattı.

KHA/EK/NST/2026

Kıbrıs Haber Ajansı