Birleşik Krallık’ın çağrısıyla, Hürmüz Boğazı’nda serbest seyrüseferin yeniden sağlanmasına yönelik bugün geniş katılımlı bir telekonferans düzenleniyor. İlk aşamada, mart ayının ortasında konuya ilişkin ortak bildiriyi imzalayan 35 ülke toplantıya davet edilirken, daha sonra başka devletlere de çağrı yapıldı.

Analistler, çok sayıda ülkenin ilk kez aynı anda diplomatik çözüm seçeneklerini ele alacağını ve Hürmüz Boğazı’nda serbest deniz ulaşımının yeniden tesis edilmesine yönelik sürdürülebilir bir yol haritası arayacağını belirtiyor.

Birleşik Krallık Hükûmetinden bir yetkili, Kıbrıs Haber Ajansına (KHA) yaptığı açıklamada, sürecin kolay olmayacağını vurgulayarak, “Bunun kolay bir mesele olacağı yönünde herhangi bir yanılsama içinde değiliz. Ancak Londra, sürecin mümkün olan en kısa sürede başlaması için bu inisiyatifi üstlendi. Umudumuz, sorunun mümkün olduğunca hızlı çözülmesi ve böylece küresel ekonomi üzerindeki etkilerin en aza indirilmesidir” dedi.

Aynı yetkili, Londra’nın hedeflerinden birinin de kısa süre içinde daha fazla ülkenin ortak bildiriyi imzalamasını sağlamak olduğunu ifade etti. Buna göre, yeni katılımlarla birlikte Birleşik Krallık’ın başlattığı diplomatik girişimin daha da güçlendirilmesi amaçlanıyor.

Telekonferansın ardından, sunulan önerilerin ayrıntılı biçimde değerlendirilmesi ve hayata geçirilmesi amacıyla uzman düzeyinde toplantılar yapılması bekleniyor. Ayrıca gelecek hafta askeri düzeyde bir görüşmenin de gündeme gelmesi öngörülüyor.

Hürmüz Boğazı’na ilişkin Ortak Bildiri

----------------

19 Mart’ta yayımlanan ve bugüne kadar toplam 35 ülkenin imzaladığı Ortak Bildiride, İran’ın Körfez’de silahsız ticari gemilere yönelik son saldırıları, petrol ve doğalgaz tesisleri de dâhil olmak üzere sivil altyapıya yönelik eylemleri ve Hürmüz Boğazı’nın İran güçleri tarafından fiilen kapatılması en güçlü ifadelerle kınandı.

Bildiride, çatışmanın tırmanmasından derin kaygı duyulduğu belirtilerek, İran’a tehditlerini, mayın döşeme faaliyetlerini, insansız hava araçları ve füzelerle gerçekleştirdiği saldırıları ve ticari gemiciliği engellemeye dönük diğer tüm girişimlerini derhâl durdurması çağrısı yapıldı. Metinde ayrıca İran’dan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2817 sayılı Kararına uyması istendi.

Ortak Bildiride, denizlerde seyrüsefer serbestisinin, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi de dâhil olmak üzere uluslararası hukukun temel ilkelerinden biri olduğu vurgulandı. İran’ın eylemlerinin sonuçlarının dünyanın her yerindeki insanlar tarafından hissedileceği, bunun özellikle kırılgan toplulukları daha ağır biçimde etkileyeceği ifade edildi.

İmzacı ülkeler, uluslararası deniz taşımacılığına yönelik bu tür müdahalelerin ve küresel enerji tedarik zincirlerindeki bozulmanın uluslararası barış ve güvenliğe tehdit oluşturduğunu belirtti. Bu çerçevede, petrol ve doğalgaz tesisleri de dâhil olmak üzere sivil altyapıya yönelik saldırıların derhâl ve eksiksiz biçimde durdurulması talep edildi.

Bildiride ayrıca, Hürmüz Boğazı’ndan güvenli geçişin sağlanmasına yönelik uygun girişimlere katkı sunmaya hazır olunduğu kaydedildi ve hazırlık planlamasına katılan ülkelerin taahhütleri memnuniyetle karşılandı.

Uluslararası Enerji Ajansının stratejik petrol rezervlerinin koordineli biçimde serbest bırakılmasına yönelik kararının da memnuniyetle karşılandığı Ortak Bildiride, enerji piyasalarının istikrara kavuşturulması için ilave adımlar atılacağı, bu kapsamda bazı üretici ülkelerle üretimin artırılması konusunda iş birliği yapılacağı belirtildi.

Metinde, krizden en fazla etkilenen ülkelere destek verilmesi için de çalışılacağı; bu desteğin Birleşmiş Milletler ve ilgili uluslararası mekanizmalar aracılığıyla sağlanabileceği ifade edildi. Son olarak, deniz güvenliği ile seyrüsefer serbestisinin tüm ülkelerin yararına olduğu vurgulanarak, bütün devletlere uluslararası hukuka saygı gösterme ve uluslararası refah ile güvenliğin temel ilkelerine bağlı kalma çağrısı yapıldı.

KHA/IK/NST/MHY/2026

Kıbrıs Haber Ajansı