Kayıp Kişiler Komitesi (KKK), kayıp olarak listelenen kişilerin akıbetini tespit etme çalışmalarını sürdüreceğini taahhüt etti.
Pazartesi günü düzenlenen basın toplantısında Komitenin üç üyesi; Kıbrıslı Rum üye Leonidas Pantelides, Kıbrıslı Türk üye Hakkı Müftüzade ve Üçüncü Üye Pierre Gentile, 2025-2030 stratejisinin ana hatlarını paylaşarak önceki strateji döneminde yapılan çalışmalara değindi.
Dağıtılan rapora göre, KKK 2006'dan Mayıs 2025 başına kadar 1.707 naaş kalıntısını topraktan çıkardı. 1963-64 ve 1974 olayları ile ara dönemde kaybolan ve ailelerinin kendilerinden haber alamadığı toplam 2002 kayıp kişiden 1.054'ünün kimliği tespit edildi.
Raporda, "KKK, önümüzdeki yıllarda önemli sayıda vakayı çözebileceğine ve birçok aileye cevap verebileceğine kesin olarak inanmaktadır" denildi. Ailelerin ve tanıkların yaşlandığı, bazılarının ise çoktan vefat ettiği göz önünde bulundurulduğunda, Komitenin daha yoğun bir tempoda çalışması gerektiği kabul ediliyor. Raporda, "Bu stratejinin hazırlanması sırasında ortaklarla ve KKK bünyesinde yapılan düzenli istişareler, kalıntıların bulunmasını ve kimlik tespitini geliştirmek için verimlilik ve maliyet etkinliği üzerine odaklanılması gerektiğini vurgulamıştır. Bu iki kavram, bu stratejinin birçok somut hedefine ve etkinleştirici eylemine büyük ölçüde yansımıştır" ifadeleri yer aldı.
Üçüncü Üye Pierre Gentile, yaptığı konuşmada, bir sonraki döneme ilişkin vizyonun "iki cümleyle özetlenebileceğini" belirterek, "Komitenin vizyonu, tüm çalışma alanlarında verimliliği ve maliyet etkinliğini artırmak, projeyi hızlandırmak ve ailelere mümkün olan en kısa sürede cevap vermektir" dedi.
Komitenin karşılaştığı mevcut zorluklar; olası gömü yerlerine dair bilgi yetersizliği, naaş kalıntılarının yerlerinin değiştirilmiş olması, karmaşık gömü şekilleri, KKK ekipleri için sağlık ve güvenlik risklerinin yönetimi, kimliği tespit edilemeyen naaş kalıntıları ve sürdürülebilir fon sağlanmasıdır. Gentile, Komitenin şu anda bütçe açığıyla çalıştığını da kaydetti.
Komitenin önceki stratejinin olumlu bir sonucu olarak kabul ettiği konular arasında yeni teknolojilerin test edilmesi, yeni prosedürlerin geliştirilmesi ve yeni ortaklıklar kurulması yer alıyor.
KKK'nın çalışmalarına kaç yıl daha devam edeceği sorusuna Pantelides, "Cevap şu: Listemizdeki son kayıp kişinin akıbeti belirlenene kadar asla durmayacağız" yanıtını verdi.
Bunun bir ilke meselesi olduğunu belirten Pantelides, "Bir gün siyasi durum değişir, birleşik bir federal hükümetimiz olur ve KKK belki formatını değiştirirse bile, bence açık kalmalıdır. Bu ilkesel duruşumuzu korumamız çok önemlidir" diye vurguladı.
Pantelides, "Hepsini bulamayacağız, çünkü aradan çok zaman geçti ve mezarlara kasıtlı ya da kasıtsız olarak çok sayıda müdahale oldu. Bölgede çok fazla yapılaşma var ve mezar yerleri artık binaların, okulların ve hastanelerin altında. Bu yüzden hepsine ulaşmamız pek mümkün olmayacak" diye kabul etti.
Kıbrıslı Türk Üye Hakkı Müftüzade, KKK'nın yeni teknolojiler kullandığını ve "zor" bölgelere ulaşabileceklerini umduklarını söyledi. Gelecek hafta adaya iki profesörün geleceğini ve "teknolojilerini test edeceklerini" belirten Müftüzade, bu testlerden sonra daha net bir fikre sahip olacaklarını ve gelecek yeni teknolojilerin "gelecek için umut verdiğini" ifade etti.
Müftüzade, Komitenin çalışmalarını "çok zor ve hassas" olarak nitelendirerek, "Yaptığımız işi, ailelerin yüreğine dokunduğu için kutsal bir görev olarak görüyoruz. Yerine getirmemiz gereken görevin tamamen farkındayız" dedi.
Kayıp kişiler konusunun bazen siyasallaştırıldığını, bu nedenle Komitenin çalışmalarını bu durumdan korumaya çalıştıklarını belirten Müftüzade, Komitenin kendi görev tanımıyla sınırlı olduğunun altını çizdi. Bir numaralı kurallarının naaş kalıntılarını kayıpların ailelerine teslim etmek ve Güven Arttırıcı Önlemlere katkıda bulunmak olduğunu söyledi.
Müftüzade, "Konuyu siyasallaştırmıyoruz, sadece yaptığımız işe odaklanıyoruz ve bu da Güven Yaratıcı Önlemlere katkı sağlıyor. Elbette Kıbrıs sorununu çözmek siyasetçilerin işi... Bu konuyu siyasallaştırırsak ilerlememizi engeller..." diye ekleyerek konuyu siyasallaştıran siyasetçileri eleştirdi.
Müftüzade, Komitenin daha fazla naaş kalıntısı bulmanın eşiğinde olduğu için olumlu hissettiğini söyledi.
Türkiye'de hâlâ hayatta olan esirler olduğuna dair haberler sorulduğunda Müftüzade, "Kızılhaç'a göre, Türkiye'ye götürülen tüm esirler geri döndü. Dolayısıyla Türkiye'de herhangi bir esir olduğuna inanmamız için bir neden yok" dedi. Gentile ise kimsenin hapiste olduğuna dair güvenilir bir bilgi olmadığını ekledi.
Pantelides, Komitenin bilgi temelinde çalıştığını belirterek, "Eğer birisi bize gelip bir yerde birini canlı gördüğü bilgisini verirse, bu bilgiyi araştıracağımızı teyit ederim. Herkesin öldüğü yönünde bir önyargımız yok. Ancak şu anda insanların hayatta olduğuna dair güvenilir bir bilgimiz yok. Elimizdeki, bizim için ilgi çekici olan belirli faaliyetlere tanık olan insanlardan gelen çok sayıda bilgi. Bu bilgileri doğrulamaya ve sonra gidip onları aramaya çalışıyoruz. Olayın hikâyesiyle ilgilenmiyoruz, kimin sorumlu olup olmadığıyla ilgilenmiyoruz; bizim tek ilgilendiğimiz, listemizdeki kişilerin nerede olabileceği" dedi.
Pantelides, "Yaptığımız iş imkânsız derecede zor, ancak bunu başarıyoruz çünkü bunun üstesinden gelmek için belirli bir yöntem oluşturduk. Bu, iki toplumun birlikte iş yapabileceğinin bir örneğidir" diye konuştu.
İşgal altındaki "askerî" bölgeler nedeniyle karşılaşılan engeller sorulduğunda Müftüzade, KKK'nın orduyla yılda on askerî bölgede kazı yapmak için bir anlaşması olduğunu söyledi. "Ve bir yıl için belirlenen alanlardaki çalışmalar tamamlandığında, bir sonraki yılın listesine geçiyoruz" dedi.
Hâlâ bilgi sahibi kişilerden yardım hattına çağrı alıp almadıkları sorusuna Pantelides, KKK'ya bilgi akışının devam ettiğini kaydetti.
KHA/MG/NST/2025
Kıbrıs Haber Ajansı