Perşembe günü Kıbrıs AB Dönem Başkanlığı çerçevesinde Limasol Limanı'nda gerçekleştirilen gayirresmî Gymnich toplantısı için bir araya gelen Avrupa Birliği (AB) Dışişleri Bakanları, Rusya'ya yönelik baskının artırılması, Ukrayna'ya desteğin sürdürülmesi ve artan jeopolitik gerilimler karşısında Avrupa'nın güvenlik rolünün güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

Toplantı öncesinde açıklamalarda bulunan çok sayıda yetkili, Moskova ile erken müzakere yoluna gidilmesi fikrine karşı çıkarak Avrupa'nın birliğini koruması ve yaptırım baskısını sürdürürken kendi stratejik özerkliğini de güçlendirmesi gerektiğinin altını çizdi.

Letonya Dışişleri Bakanlığı Parlamento Müsteşarı Artjoms Ursulskis, Rusya'nın Avrupa için uzun vadeli ve "varoluşsal" bir tehdit olmayı sürdürdüğünü belirterek olası bir Ukrayna barış süreci öncesinde daha sert yaptırımlar uygulanması ve Avrupa'nın güvenlik duruşunun güçlendirilmesi çağrısında bulundu. Ursulskis, AB'nin birliğini koruması ve Moskova üzerindeki ekonomik baskıyı artırması gerektiğini, zira Rusya'nın "gerçek bir barış müzakeresi başlatmaya ne hazır ne de istekli" olduğunu vurguladı.

"Ekonomik olarak onlara zarar verebilirsek, barış konuşmak dışında başka seçenekleri kalmaz" diyen Ursulskis, Rusya'nın askerî olarak yeniden toparlanmasına fırsat tanıyacak geçici bir uzlaşıya karşı çıkarak "Barış âdil ve kalıcı olmalı. Savaşı bir-iki aylığına durdurup ardından Rusya'nın yeniden başlamasına zemin hazırlayacak bir şeyi kabul etmeyiz" diye konuştu. Ayrıca Ukrayna ve Moldova'nın AB üyelik müzakeresi kümelerinin "en kısa sürede" açılmasını desteklediğini ifade etti.

Avusturya Dışişleri Bakanı Beate Meinl-Reisinger, AB'nin Ukrayna konusundaki olası müzakerelere hazırlanmak amacıyla Avrupa çıkarlarını temsil edecek bir baş müzakereci atamasını ve Rusya üzerindeki yaptırım baskısını korumasını istedi. Meinl-Reisinger, Ukrayna'nın son aylarda "güç kazandığını" ve yaptırımların Rusya ekonomisi üzerindeki etkisinin giderek belirginleştiğini söyledi. "Mesele diyalog mu yoksa baskı mı değil; her ikisine de ihtiyacımız var" diyen bakan, güçlü bir 21. AB yaptırımlar paketinin hazırlanması çağrısında bulundu ve Rusya'nın siber saldırılar, sabotaj ve enerji güvensizliği yoluyla tehditleri sürdürdüğü uyarısını yaparak "Ya masaya oturup Avrupa çıkarları için biz konuşuruz ya da başkaları konuşur" diye ekledi.

Akdeniz'den Sorumlu AB Komiseri Dubravka Suica, Kıbrıs'ın Akdeniz meselelerini ele almak için "en ideal yer" olduğunu belirtti. Hindistan ve Suudi Arabistan'ın toplantıya katılımının stratejik önemine dikkat çeken Suica, bu katılımı özellikle Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC) ve bölgesel istikrar açısından değerlendirdi. "Hürmüz Boğazı'ndaki durumun çözüme kavuşturulması bizim için büyük önem taşıyor" diyen Suica, Körfez'deki gerginliklerin Avrupa ve dünya geneli için "ciddi sonuçlar" doğurabileceği uyarısında bulundu. AB'nin çatışmaya doğrudan müdahil olmaktan kaçınırken diplomatik katkı sağlamayı amaçladığını da ifade etti.

Slovenya Avrupa İşleri Devlet Müsteşarı Neva Grasic, bakanların Orta Doğu'yu, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı savaşını ve Avrupa'nın gelecekteki güvenlik stratejisini ele alacağını belirtti. Grasic, Hindistan ve Suudi Arabistan'ın katılımının uluslararası ortaklarla "tartışma kanallarının açık tutulması" açısından ne denli önemli olduğunu ortaya koyduğunu söyledi. "AB'nin temel çıkarı güvenli ve emniyetli bir Avrupa'dır; bu da güvenli ve emniyetli bir Ukrayna anlamına gelir" diyen Grasic, Kyiv'e yönelik son Rus saldırılarını kınayarak "Kyiv'deki varlığımız sürecek, Ukrayna'ya desteğimiz sürecek" dedi.

Romanya Dışişleri Bakanı Oana Toiu, bakanların Ukrayna'da "sürdürülebilir bir barış" için destek, Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilimler ve Avrupa'nın güvenlik stratejisinin geleceğini ele alacağını açıkladı. Ukrayna ve Moldova'nın AB üyelik müzakeresi kümelerinin derhâl açılmasını güçlü bir şekilde destekleyen Toiu, "Moldova ve Ukrayna için müzakere kümelerini hemen açmak konusunda sözümüzün arkasında durmalıyız; haziran bunun için mükemmel bir an" dedi. Toiu ayrıca Karadeniz'in Avrupa'nın gelecekteki güvenlik mimarisindeki stratejik önemine vurgu yaparak bu denizi Avrupa'yı Güney Kafkasya ve Orta Doğu'ya bağlayan "stratejik" bir ekonomik ve jeopolitik koridor olarak nitelendirdi. Avrupa'nın kendi savunması için daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini de söyleyen bakan, NATO ile koordinasyonun korunmasının önemine dikkat çekti.

Estonya Dışişleri Bakanı Margus Tsahkna, Avrupa'nın Cumhurbaşkanı Vladimir Putin ile kimin müzakere edebileceğini tartışmak yerine Rusya üzerindeki baskıyı artırmaya ve Ukrayna'ya desteği güçlendirmeye odaklanması gerektiğini savundu. Moskova'nın şu an için anlamlı bir barış görüşmesine yanaşmadığını belirten Tsahkna, Rusya'nın Avrupa'yı tarafsız bir arabulucu konumuna itmek için kurduğu bir "tuzak" olduğunu düşündüğü yaklaşıma karşı uyarıda bulundu. "Putin hiçbir şeyi müzakere etmek istemiyor; Rusya'ya daha fazla baskı ve Ukrayna'ya daha fazla destek gerekiyor" diyen Tsahkna, 21. AB yaptırımlar paketinin hızla kabul edilmesini istedi ve Ukrayna ile Moldova'nın tüm üyelik kümelerinin açılmasını destekledi. "AB, NATO ve Rusya arasında tarafsızlık bölgesi ya da tampon bölge olamaz" diye de ekledi.

Almanya Avrupa İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Gunther Krichbaum, Ukrayna için olası bir arabulucu ya da özel temsilci tartışmalarının ilerleyebilmesi için öncelikle Rusya üzerindeki baskının artması gerektiğini söyledi. Almanya'nın Ukrayna'ya hem askerî hem ekonomik destek konusundaki kararlılığını ve Ukrayna'nın AB üyelik sürecini desteklediklerini yineleyen Krichbaum, 21. AB yaptırımlar paketine ilişkin hazırlıklara işaret ederek "Rusya üzerindeki baskı artmalı" dedi. Hürmüz Boğazı'ndaki istikrarsızlığın Rusya'nın enerji gelirlerini artırarak Moskova'nın savaş çabasını finanse edebileceğini de vurgulayan Krichbaum, "Hürmüz Boğazı'nın ablukasıyla küresel ölçekte petrol kıtlaşır ve Rusya daha yüksek gelirlerden pay alır" uyarısını yaptı. Gelecekteki herhangi bir arabulucunun Ukrayna tarafından kabul görmesi gerektiğinin altını çizen bakan, "Kuralları Rusya dikte etmez" dedi.

Litvanya Dışişleri Bakanı Kęstutis Budrys, AB bakanlarının olası müzakereci isimleri yerine Rusya üzerindeki baskıyı artırmaya ve Ukrayna'ya desteği güçlendirmeye odaklanması gerektiğini vurguladı. Rusya'nın nükleer sektörünü, Lukoil'i ve deniz yoluyla ihracatını kapsayan tedbirleri içeren güçlü bir 21. AB yaptırımlar paketi talep eden Budrys, "Masada isim ya da yer tartışmanın zamanı değil; Rusya'ya nasıl ek baskı uygulanır ve Ukrayna'ya nasıl daha fazla yardım sağlanır, bunları konuşmalıyız" dedi. AB'nin Ukrayna ve Moldova için altı üyelik kümesinin tamamını haziranda açması çağrısında bulunan Budrys, Avrupa'nın gelecekteki güvenlik mimarisinin "Rusya'yı caydırma" temeline dayanması gerektiğini belirterek "Varoluşsal tehditler artık doğu kanadında; bunu hemen güçlendirmeliyiz" diye konuştu.

Hollanda Dışişleri Bakanı Tom Berendsen, AB'nin Rusya ile olası müzakerelerde Avrupa'yı kimin temsil edeceğini tartışmadan önce Ukrayna konusunda net bir yetki çerçevesi ve ortak bir tutum belirlemesi gerektiğini söyledi. "Önemli olan içeriktir, birlik ve net bir yetki belgesi—birini öne çıkarmadan önce" diyen Berendsen, ABD'nin Avrupa güvenliğindeki uzun vadeli rolüne ilişkin belirsizlik ortamında NATO bünyesinde Avrupa savunma kapasitesinin güçlendirilmesi çağrısında bulundu. "NATO çatısı altında Avrupa ayağına daha fazla yatırım yapmamız gerekiyor; bu hem ABD'nin endişelerine yanıt vermek hem de kendi çıkarımız açısından önem taşıyor" dedi. İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'e yönelik AB tedbirlerini de destekleyen Berendsen, onun tutumunu "kabul edilemez" bulduğunu açıkladı.

İspanya Dışişleri Bakanı José Manuel Albares, Avrupa'nın Ukrayna ve Orta Doğu konusunda "tek sesle" konuşması gerektiğini belirterek Kyiv'e desteğin sürdürülmesi ve İsrail'in Gazze ve Lübnan'daki tutumu nedeniyle Avrupa baskısının artırılması çağrısında bulundu. Rusya'nın Kyiv'e yönelik son saldırılarının Moskova'nın "barışa, ateşkese ya da müzakereye hiçbir niyeti olmadığını" ortaya koyduğunu söyleyen Albares, "Ukrayna'yı ne kadar gerekirse o kadar süre desteklemeye hazır olmalıyız" dedi. AB-İsrail Ortaklık Konseyi'nin askıya alınması çağrısında bulunan ve Ben-Gvir'e yönelik tedbirleri destekleyen Albares, "Demokrasiler uluslararası hukuku çiğnemez; insan haklarını ihlal etmez" diye konuştu. Olası bir AB özel temsilcisi önerisine ilişkin ise temel meselenin "bir kişi" değil, Avrupa'nın "tek sesle" hareket etmesini sağlamak olduğunu vurguladı.

Yunanistan Dışişleri Bakanı Georgios Gerapetritis, Avrupa'nın stratejik özerkliğinin rekabetçilik, dayanıklılık ve dayanışma temellerine oturtulması gerektiğini ifade ederek giderek daha kırılgan bir hâl alan jeopolitik ortamda revizyonizme karşı uyarıda bulundu. Avrupa'nın yalnızca kendi çevresine değil Küresel Güney'e de yönelik "360 derece" bir stratejiye ihtiyaç duyduğunu belirten Gerapetritis, Suudi Arabistan ve Hindistan'ın toplantıya katılımını önemli bir işaret olarak değerlendirdi; her iki ülkeyi de Yunanistan'ın stratejik ilişkiler kurduğu "son derece önemli ortaklar" olarak nitelendirdi. "Tüm revizyonizm biçimlerine karşı güçlü ve birleşik bir ses yükseltmeliyiz; son derece kırılgan jeopolitik bir ortamda revizyonizm, dünya genelinde vatandaşların aleyhine küresel istikrarsızlık yaratır" diyen Gerapetritis, sivillere ve sivil altyapıya yönelik saldırıların "hoş görülemeyeceğini" ve uluslararası hukukun herkes tarafından gözetilmesi gerektiğini de vurguladı.

KHA/SL/NST/2026

Kıbrıs Haber Ajansı