Dışişleri Bakanı, BAE ve Fransa ile yapılan son anlaşmaların önemini vurguladı

Dışişleri Bakanı Constantinos Kombos, salı günü Bakanlar Kurulu toplantısı sonrasında yaptığı açıklamalarda, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Fransa ile kısa aralıklarla imzaladığı yeni anlaşmaların ülke açısından taşıdığı özel önemin altını çizdi. Kombos, “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yirmi dört saat içinde, üstelik stratejik nitelikte iki anlaşma imzalaması alışılmış bir durum değildir” dedi.

Bakan, bu iki anlaşmanın her birinin kendi içinde ayrı bir ağırlığı ve özgün önemi olduğuna dikkat çekerek, yine de aralarında “zihinsel bir diplomatik hat” bulunduğunu kaydetti. Aynı hattın, birkaç ay önce Hindistan Başbakanı’nın Kıbrıs’a gerçekleştirdiği ziyaretle atılan adımlarla da bağlantılı olduğunu ifade etti.

Kombos, imzalanan anlaşmaların “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin diplomatik yaklaşımının net bir yansıması” olduğunu belirterek, mevcut hükûmetin daha başından beri dış politikada iki temel hedef ortaya koyduğunu hatırlattı: Kıbrıs’ın uluslararası alandaki görünürlüğünü ve etki alanını genişletmek, aynı zamanda ülkenin güvenilirliğini ve itibarını güçlendirerek bunu somut biçimde değerlendirebilmek. Buna ek olarak Kıbrıs Cumhuriyeti’nin hem daha geniş bölgesel çevresi hem de Avrupa Birliği arasında bir köprü ülke olarak konumlanmasını da temel bir amaç olarak gördüklerini söyledi.

“Son saatlerde BAE ve Fransa ile imzalanan iki anlaşma, bu yaklaşımın hayata geçirildiğinin somut göstergesidir” diyen Kombos, bir yanda bölgesinde son derece etkili, küresel düzeyde de nüfuza sahip BAE’nin; diğer yanda hem Avrupa Birliği üyesi hem de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi daimî üyesi olan Fransa’nın bulunduğunu hatırlattı.

Bu gelişmelerin, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Avrupa Birliği Konseyi Dönem Başkanlığı’nı üstlenmesine sadece birkaç gün kala yaşanmasının da dikkat çekici olduğuna işaret etti.

Kombos, geçmişte yapılan benzer siyasi açılımlardan farklı olarak, bu kez anlaşmaların somut eylem planlarıyla desteklendiğini ve bunun çok önemli bir yenilik olduğunu belirtti. Söz konusu eylem planlarının, iki ülke arasında hem belirgin faaliyet alanları hem de düzenli, yapılandırılmış bir diyalog mekanizması öngördüğünü, böylece yalnızca “siyasi bildirilerle sınırlı kalmayan”, uygulamaya dönük bir zemin oluştuğunu söyledi.

Bakan, anlaşma metinlerinde Kıbrıs sorununa ilişkin ve Kıbrıs tarafı açısından kritik önemde birtakım atıflar bulunduğunu, ancak bunların da ötesinde artık somut projelere dayalı bir yol haritası ve bu projeleri ayrıntılı şekilde ele alacak kurumsallaşmış bir diyalog bulunduğunu vurguladı. Bu diyaloğun, belirli hedefler doğrultusunda ve planlı biçimde yürütüleceğini ekledi.

“Tüm bunlar siyasi bir boşlukta ortaya çıkmıyor” diyen Kombos, bu sonuçların sağlanabilmesi için titiz bir ön hazırlık, yönteme dayalı bir çalışma, emek, aynı zamanda da istikrar ve süreklilik gerektiğinin altını çizdi. Özellikle, ortaya çıkan imkânların azamî düzeyde hayata geçirilebilmesi için bu unsurların vazgeçilmez olduğunu dile getirdi.

Kombos, BAE ve Fransa gibi ülkelerin bu tür anlaşmalara otomatik olarak, rutin bir işlem gibi onay verdiklerinin düşünülmemesi gerektiğini de vurguladı: “Bu ülkeler, kendi çıkarlarını hiç tereddüt etmeden göz önünde bulunduran devletlerdir. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin, onların daha geniş çıkar alanları içinde yer alması, kendi başına önemli bir göstergedir” dedi.

Dışişleri Bakanı, son günlerde başlatılan tüm bu süreçlerin sahada da somut sonuçlar üretmesi için sağlam bir kurumsal temele ihtiyaç olduğunu, bu temeli de bizzat imzalanan anlaşmaların oluşturduğunu ifade etti. Bu anlaşmaların hem yatırımcılar açısından hem de siyasi düzeyde, “hedefe dönük ve birbirini tamamlayan adımlardan oluşan bir eylem dizisinin” hayata geçirilmesi için gerekli güven ve hukuki güvenceyi sağladığını belirtti. Nihai amacın, tüm tarafların meşru çıkarlarının gözetildiği bir kazan–kazan zemini yaratmak olduğunu söyledi.

Kombos, anlattıklarının ülke içindeki yönetişim anlayışından bağımsız olmadığını, aksine “aynı madalyonun iki yüzü”nü oluşturduğunu belirtti. “Kıbrıs Cumhuriyeti, bugün sahip olduğu olumlu ekonomik görünüm olmasa, bu düzeyde bir güven ve güvenilirlik sağlayamazdı” diyen Bakan, tam da bu nedenle elverişli bir yatırım ortamı ve artan yatırım iştahının ortaya çıktığını kaydetti. Bu iki alanın –ekonomi ve diplomasi– birbiriyle doğrudan bağlantılı ve karşılıklı etkileşim içinde olduğunu, adeta “birbirine bağlı kaplar” gibi işlediğini söyledi. Hükûmetin de bu çerçevede güvenilirlikten ve istikrardan taviz vermeden, halihazırda başlatılmış ya da derinlemesine müzakere edilmek üzere gündeme alınmış tüm bu girişimlerin olabildiğince geniş ölçekte hayata geçirilmesi için çabayı sürdüreceğini vurguladı.

Kombos’a göre, Kıbrıs için ortaya çıkan tablo son derece açıktır: Bazılarının “artık ortadan kalkmış” gibi göstermeye çalıştığı Kıbrıs Cumhuriyeti, bugün uluslararası düzeyde, her biri farklı nedenlerle önemli ağırlık taşıyan ülkelerle birlikte aktif biçimde varlık göstermektedir.

Bakan, bazı alanlarda ilişkilerin özellikle derinleştiğine de dikkat çekti; örneğin Fransa ile savunma alanındaki iş birliğinin giderek yoğunlaştığını belirtti. Bunun yanında, bölgesel ve küresel ölçekte bağlantısallık, ulaştırma ve ticaret koridorlarıyla ilgili çalışmaların da önem kazandığını söyledi.

Bu bağlamda, Hindistan–Orta Doğu–Avrupa Koridoru’na (India–Middle East–Europe Corridor / IMEC) atıf yaparak, “Örneğin IMEC’ten söz edebiliriz” dedi. Böylece, çeşitli girişim ve ortaklıkların, aralarında “zihinsel bir diplomatik hat” kurularak birbirini tamamlayan parçalar hâline geldiğinin altını çizdi. “Bu çabanın henüz ilk aşamalarındayız” diyen Kombos, yine de şu temel noktayı gözden kaçırmamak gerektiğini vurguladı: Kurumsal güvencenin sağlanması, elde edilen güvenin doğru şekilde değerlendirilmesi ve siyasî diyaloğun, ilgi alanlarımıza giren somut projelerle desteklenmesi sağlanmadığı sürece, kimsenin “nihai hedef”ten, yani kalıcı ve ölçülebilir sonuçlardan söz edemeyeceğini belirtti.

Kombos, bunun aslında Kıbrıs’ın işleyiş tarzında geçmişte defalarca tekrarlanan bir hataya işaret ettiğini de ifade etti: “Çok yüksek bir hedef koyuyoruz ve gerekli tüm ön hazırlıkları tamamlamadan, bunun kısa bir sürede kendiliğinden gerçekleşmesini bekliyoruz” diyerek, bu anlayışın artık geride bırakılması gerektiğini vurguladı.

KHA/NST/MHY/2025

Kıbrıs Haber Ajansı