Dünyanın iklim krizine karşı en hassas bölgelerinden biri olan Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’yu etkileyen süreçte, âcil, ortak ve koordineli adımlar atılması gerektiği vurgulandı. Çarşamba günü Lefkoşa’da düzenlenen ve Uluslararası İklim Konferansı’nın sonuçlarının paylaşıldığı etkinlik, Kıbrıs Enstitüsü Dostları Derneği tarafından organize edildi.

Avrupa Birliği (AB) Dönem Başkanlığı çerçevesinde nisan ayında gerçekleştirilen konferans, "Lefkoşa 2026 Eylem Çağrısı" metnine şekil verdi.

Konferans Düzenleme Komitesi Başkanı ve Kıbrıs Enstitüsünün eski başkanı Profesör Costas Papanicolas, sonuç raporunu sunarken endişe verici bir tablo çizdi. Papanicolas, "Gidişat pek iyimser görünmüyor ve bunun sorumlusu kesinlikle biziz; biz derken, bu tuhaf gezegenin sakinlerini kastediyorum" dedi.

Profesör, bilimsel dergilerde yayımlanan ve güçlü bir El Niño doğa olayının başlangıcında olduğumuzu gösteren verilere özellikle dikkat çekti. 

Papanicolas, "En son büyük El Niño dalgasını 2007’de yaşamıştık. Hatırlarsanız Kıbrıs o yıl ciddi bir su sıkıntısıyla karşı karşıya kalmıştı. Dolayısıyla El Niño kesinleşirse, sıcaklıklarda çok ciddi bir artış yaşama ihtimalimiz oldukça yüksek" diye konuştu.

Profesör Papanicolas, "Lefkoşa 2026 Eylem Çağrısı" kapsamında belirlenen eylem stratejisinin dört ana temelini aktardı. İlk temel; eğitim, gençlik, kadınlar ve toplumsal açıdan adil bir geçiş sürecine yatırım yaparak vatandaşların ve toplumların güçlendirilmesini hedefliyor.

İkinci temel, enerji dönüşümü, temiz teknolojiler, döngüsel ekonomi ve fosil yakıtlara bağımlılığın azaltılması gibi alanlarda bilimsel iş birliğini ve uygulamaya yönelik adımları içeriyor. Üçüncü temel, yönetim modelleri ile finansmanın güçlendirilmesini ve politika koordinasyonunun artırılmasını amaçlıyor. Son temel ise, bölgesel düzeyde öncü sınır ötesi projeler geliştirmek için bilim diplomasisi yoluyla ortaklıkların pekiştirilmesine odaklanıyor.

Kıbrıs Enstitüsü Profesörü Panos Hadjinicolaou da sıcaklık eğilimlerine dair bilimsel verileri paylaştı. Kaydedilen en sıcak 10 yılın tamamının 2015 sonrasında yaşandığını vurgulayan Hadjinicolaou, "Paris Anlaşması’nda yüzyılın ortasına kadar aşılmaması tavsiye edilen 1,5 santigrat derece eşiğine neredeyse ulaştık. Henüz 2026 yılındayız ancak sanayi öncesi döneme, yani kıyaslama için referans aldığımız 19. yüzyılın ortalarına göre küresel sıcaklık artışında 1,5 santigrat derece sınırına çoktan dayandık" dedi.

Kıbrıs özelindeki duruma da değinen Hadjinicolaou, Meteoroloji Dairesinin 1983’e kadar uzanan verilerini kullanarak iklim değişikliğinin sıcaklıklar üzerindeki etkisini yakından takip ettiklerini belirtti.

Lefkoşa’daki Athalassa bölgesinden alınan ölçümleri örnek gösteren profesör, 2015’ten bu yana her yılın normalden daha sıcak geçtiğini ifade etti.

Hadjinicolaou, "21. yüzyılda sıcaklıklarda keskin bir yükseliş yaşandı. Şu an bir duraklama döneminde gibi görünsek de sıcaklıklar hâlâ çok yüksek seviyede seyrediyor. Lefkoşa’da her yıl normalin yaklaşık 1,5 ila 2 santigrat derece üzerinde geçiyor" diyerek sözlerini sürdürdü.

Sıcaklık artışının günlük analizlerde de net bir şekilde görüldüğünü aktaran Hadjinicolaou, 2025 yılında mevsim normallerinin üzerindeki sıcak günlerin, serin günlere kıyasla ezici bir üstünlük kurduğunu belirtti. Profesör, "Geçtiğimiz yılın 245 gününde istatistiksel tabirle pozitif sapmalar, yani normalden daha sıcak günler kaydettik. Kısacası, 2025’in üçte ikisi normalden sıcaktı" dedi.

Eski milletvekili ve eski Çevre Komiseri Charalambos Theopemptou ise şehirlerin ve altyapının iklim değişikliğinin etkilerinden korunması konusunun pratik boyutuna dikkat çekti. 

Theopemptou, "Yüksek sıcaklıklarla karşı karşıyayız. Peki sorunlar neler? İnsanların evleri ne durumda? Alışkanlıklarımız neler? Şehirlerimizi ve okullarımızı nasıl inşa ediyoruz? Tüm bunlar ciddi bir hazırlık gerektiriyor" dedi.

AB’nin binalarla ilgili politikasına kimsenin yeterince eğilmemesinden duyduğu endişeyi dile getiren Theopemptou, bu politikanın 2028’den itibaren tüm yeni binaların sıfır emisyonlu olmasını öngördüğünü hatırlattı.

Theopemptou, "Kıbrıs’ta sıfır emisyonlu bir binanın nasıl inşa edileceğini bilen var mı? Hükûmetin şimdiden pilot projeler başlatıp birkaç küçük bina inşa etmesi gerekmez miydi? Eski bir binayı sıfır emisyonlu hâle getirecek enerji dönüşümünü nasıl yapacağımızı biliyor muyuz?" diye sordu.

Eski milletvekiline göre, 2050 yılına kadar Kıbrıs’taki tüm binaların sıfır emisyonlu hâle getirilmesi gerekiyor. 

Theopemptou, "2050’ye kaç yıl kaldığını hesaplarsanız, yılda 16 bin binada enerji modernizasyonu yapmamız gerektiğini görürsünüz. Oysa biz şu anda yılda sadece bin bina için bunu yapabiliyoruz" diyerek durumun ciddiyetini ortaya koydu.

KHA/NST/2026

Kıbrıs Haber Ajansı