Hala Sultan Tekke arkeolojik alanında 2026 yılında yapılan kazılar, yerleşimin Akdeniz’in Tunç Çağı’ndaki önemli kent ve ticaret merkezlerinden birine dönüşme sürecine ilişkin yeni bulgular ortaya koydu. İsveçli kazı ekibi, ilk kez MÖ 17 ile 15. yüzyıllar arasına tarihlenen mimari kalıntılara ve dönemlerin belirlenmesini sağlayan seramiklere ulaştı.

Kültür Müsteşarlığı Eski Eserler Dairesi, Dromolaxia-Vyzakia/Hala Sultan Tekke alanındaki kazıların başarıyla tamamlandığını açıkladı. Şubat, mayıs ve haziran aylarında yürütülen çalışmalara, İsveç’teki Göteborg Üniversitesinden Prof. Peter M. Fischer ile Göteborg ve İsviçre’deki Bern üniversitelerinden Prof. Teresa Bürge başkanlığındaki uluslararası uzman ve öğrenci ekibi katıldı.

Açıklamada, alanda bulunan farklı bölgelerden getirilmiş ürünlerin çeşitliliğinin, yerleşimin geniş bir uzun mesafe ticaret ağına katıldığını gösterdiği belirtildi. Kente batıda Sardinya’dan doğuda Afganistan ve Hindistan’a, kuzeyde Baltık bölgesinden güneyde Nubya’ya uzanan coğrafyadan mallar ulaştığı kaydedildi. Bulguların, yerleşimin antik dünyada farklı kültürleri ve ekonomileri birbirine bağlayan önemli bir merkez olduğunu ortaya koyduğu vurgulandı.

Mezarlık alanındaki tamamlayıcı araştırmaların yanı sıra bu yılki kazılar, yerleşimin 1 numaralı kent mahallesinde yoğunlaştı. Prof. Kirsi Lorentz ve Dr. Yuko Miyauchi biyoarkeolojik incelemeler yürütürken Prof. Sorin Hermon, gelişmiş iki ve üç boyutlu belgeleme çalışmaları ile arkeolojik malzemelere zarar vermeyen analizlere katkıda bulundu. Farklı disiplinleri bir araya getiren çalışmalar, yerleşkedeki kültürel, biyolojik ve maddi kalıntıların kapsamlı biçimde incelenmesini sağladı.

Eski Eserler Dairesi, 2026 kazı dönemini araştırmalar açısından önemli bir dönüm noktası olarak nitelendirdi. MÖ 17 ile 15. yüzyıllar arasına tarihlenen yeni buluntuların, yerleşkenin 4, 5 ve 6 numaralı tabakalarından çıkarıldığı belirtildi.

4 numaralı tabakada, tek ve iki renkli bezemeli örnekleriyle White Slip I, Base-ring I, iki renkli çark yapımı seramikler ile siyah ve kırmızı astarlı seramikler bulundu. Bu evrede dışarıdan getirildiği belirlenen seramiklerin şimdilik Anadolu kökenli, kırmızı parlak yüzeyli, çark yapımı iğ biçimli şişelerle sınırlı olduğu kaydedildi.

Bu tabakalarda Ege kökenli seramiklere rastlanmadı. Açıklamada, bu durumun Miken kültür çevresinden gelen malların ancak daha sonraki dönemde, MÖ 14. yüzyıl ile 13. yüzyılın başlarında en yüksek düzeye ulaştığı yönündeki önceki gözlemleri doğruladığı belirtildi.

5 ve 6 numaralı tabakalarda ise olası birkaç Proto White Slip ve Proto Base-ring örneği dışında White Slip I ve Base-ring I türlerinin neredeyse hiç bulunmadığı aktarıldı. Bu tabakalarda, Orta Tunç Çağı’ndan Geç Tunç Çağı’na geçişle ve kısmen Orta Kıbrıs III dönemiyle ilişkilendirilen kapların ağırlık kazandığı kaydedildi. Bunlar arasında Red-on-Red, Red-on-Black ve White Painted IV–VI türleri yer alıyor.

Söz konusu seramiklerin, Hala Sultan Tekke’de bugüne kadar belgelenen en erken yerleşime ilişkin önemli ipuçları sunduğu ve alanın daha sonra kentleşmesine zemin hazırlayan kronolojik ve kültürel çerçevenin belirlenmesine katkı sağladığı belirtildi.

KHA/NST/MHY/2026

Kıbrıs Haber Ajansı