Türk işgali altındaki Karpaz'da, Lythrangomi'deki Panagia Kanakaria Manastırı ve Kilisesi’ndeki koruma çalışmaları tamamlandı. Kıbrıs kültürel mirasının en önemli anıtlarından biri olan bu alan, antik zanaatkarlık ile modern korumanın bir karışımını sergiliyor.
Avrupa Birliği (AB) tarafından finanse edilen koruma projesi, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) teknik rehberliğinde, Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk uzmanlar ve teknisyenlerle iş birliği içinde, Kültürel Miras Teknik Komitesi kapsamında yürütüldü.
Kıbrıs Haber Ajansına (KHA) açıklamalarda bulunan Kıbrıslı Rum Teknik Komite Eş Başkanı Sotos Ktoris, Panagia Kanakaria'nın restorasyonunun, Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler arasındaki iş birliğinin güçlü sembollerle somut sonuçlar verebileceğinin bir başka somut kanıtı olduğunu vurguladı.
Ktoris, “Kanakaria Kilisesi, Kıbrıs'ın tüm Hristiyan ve Müslüman anıtları gibi toprakla ve tarihiyle bağımızı güçlendiriyor. Kıbrıslı Rumların, Kıbrıslı Türklerin, Maronitlerin, Ermenilerin ve Latinlerin yüzyıllar boyunca aynı coğrafyayı paylaştığını ve Kıbrıs anıtlarının Kıbrıs'ın bu çok kültürlü mirasının yadsınamaz tanıkları olarak durduğunu hatırlatıyor" dedi.
Erken Hristiyanlık ve Bizans dönemlerine ait unsurları koruduğu için nadir bir mimari eser olan kilise, 5. yüzyıldan kalma ahşap çatılı bir erken Hristiyan bazilikasının kalıntıları üzerine inşa edildi. Kilise yerel kireçtaşı işçiliğinin ve karmaşık fresklerin çarpıcı bir örneğini oluşturuyor.
Kilisede özellikle arkeolojik ve tarihi açıdan ilgi çekici olan, ilk evresinin yarım daire şeklindeki apsisi olmasıdır. Bu apsiste, 6. yüzyılın ilk üçte birine tarihlenen, melekler ve havarilerin madalyonlarıyla birlikte tahtta oturan Meryem Ana'nın ünlü mozaiği yer alıyor.
Art arda mimari müdahalelere maruz kalan orijinal ahşap çatılı kilise yıkılmasının ardından 8. yüzyılda beşik tonozlu, üç nefli bir bazilikaya dönüştürüldü ve bu hâli, 12. yüzyılda kubbe ve narteks eklenerek on beş yüzyılı aşkın kesintisiz tarihi bir varlığı belgeleyen yeniden inşasına kadar devam etti.
UNDP'nin Facebook sayfasında yer alan bilgiye göre, koruma çalışmalarında bozulmuş taşlar değiştirildi, yapı sağlamlaştırıldı, duvar örgüsü ve çevresindeki alanlardaki organik büyüme giderildi, duvar süslemeleri korundu.
Bu çalışmalarda ayrıca mozaik parçaları korundu, çatıda onarımlar yapıldı, ahşap elemanlar korundu, zemin sağlamlaştırıldı ve sınır duvarlarının eksik kısımları yeniden yapılandırıldı.
Kültür Bakanlığının web sitesine göre, MS 6. yüzyıla tarihlenen Panagia Kanakaria'nın duvar mozaikleri, dünyada kalan az sayıdaki erken Hristiyan mozaiği arasında yer alan son derece önemli sanat eserleri oluyor.
1977-79 yılları arasında eski eser kaçakçısı Türk Aydın Dikmen tarafından kiliseden acımasızca koparılıp çalınan Havari Markos mozaiği, Havarileri ve diğer azizleri tasvir eden diğer mozaiklerle birlikte Hollanda'dan Kıbrıs'a geri getirildi.
Mozaik, birçok ülkenin polis teşkilatıyla birlikte çalışarak önemli sanat eserlerinin izini sürmesiyle tanınan Hollandalı özel dedektif Arthur Brand tarafından Monako Prensliği'nde bulundu.
Mozaikler parçalara ayrılarak uluslararası sanat piyasalarında yerini aldı. Havariler Luka, Bartholomeos, Matta, Yakup, Taddeus, Tomas ve Andreas figürleri ile Meryem Ana ve İsa'nın üst kısmı, Meryem Ana'nın elleri ve Başmelek Cebrail'in eli gibi mozaik parçaları 1983'ten beri kademeli olarak ülkeye geri getiriliyor. 1989'da ise Indianapolis'te yaşanan dikkat çekici bir olayın ardından İsa'nın üst kısmını, iki havariyi ve bir başmeleği tasvir eden dört parça geri verildi.
İnternet sitesinde, Eski Eserler Dairesinin, tüm sorumlu makam ve kuruluşlarla iş birliği içinde, Panagia Kanakaria Kilisesi'nden kalan mozaiklerin yanı sıra Kıbrıs'ın işgal altındaki bölgelerinden yasa dışı yollarla çıkarılan diğer tüm kültürel değerlerin geri getirilmesi için çalışmalarını sürdürdüğü belirtildi.
KHA/MG/MHY/2025
Kıbrıs Haber Ajansı