Kıbrıs Cumhuriyeti Hükûmeti, beş Kıbrıslı Rum'un işgal altındaki bölgelerde "tutuklanması" ve "gözaltında tutulmasını" planlı ve provokatif bir eylem olarak nitelendiriyor. Hükûmet, olayın ilk anından itibaren Birleşmiş Milletler nezdinde girişimlere başlandığını açıkladı.
Cumhurbaşkanlığı Basın Ofisi Müdürü Viktoras Papadopoulos yaptığı yazılı açıklamada, gelişmeler karşısında infial duyulduğunu kaydetti. Bugünkü "sözde duruşmaların" bir parodi olduğunu ve çiftlerden birinin üç aya kadar gözaltında tutulmasına karar verilmesinin kabul edilemez olduğunu ifade etti.
Papadopoulos, alıkonulan beş kişinin ikisinin yasa dışı şekilde tutulmasının devamına karar verilmesi ve hepsinin "askerî mahkemeye" sevk edilmesinin uluslararası hukukun ve temel insan hakları ile özgürlüklerinin ihlâli anlamına geldiğini belirtti. 2001'de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Türkiye'yi bu tür ihlâller nedeniyle mahkûm ettiğini hatırlattı.
Papadopoulos, Kıbrıs Türk toplumunun lideri Ersin Tatar'ın son açıklamalarına atıfta bulunarak, Kıbrıs Cumhuriyeti ve Avrupa Birliği vatandaşlarına yönelik bu eylemlerin önceden planlandığını ve "sözde emirler" doğrultusunda yürütüldüğünü kaydetti.
Kıbrıs Cumhuriyeti yetkilileri, beş Kıbrıslı Rum'un alıkonulmasının ardından serbest bırakılmaları için yoğun çaba harcadıklarını ve aileleriyle sürekli iletişim halinde olduklarını bildirdi.
Hükûmet, Birleşmiş Milletler Barış Gücü, New York'taki Birleşmiş Milletler (BM) merkezi, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyesi ülkeler nezdinde resmî şikayetlerde bulunmaya devam ediyor.
Papadopoulos, hukukî mülkiyetlerini ziyaret eden Kıbrıslı Rum çiftin "tazminat komitesine (taşınmaz mal komitesi)" yaptığı başvuruya rağmen yasa dışı olarak alıkonulduğunu belirtti. Bu durum, Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uymaya niyetli olmadığını gösteriyor.
Son olarak Papadopoulos, işgal altındaki bölgelerde Kıbrıslı Rumlara yönelik bu tür eylemlerin Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin iki toplum arasında güven ortamı yaratma çabalarına zarar verdiğini ve tam tersi bir etki yarattığını vurguladı.
KHA/NST/2025
Kıbrıs Haber Ajansı