Kıbrıslı Avrupa Parlamentosu (AP) üyeleri, Avrupa Parlamentosunun Türkiye'nin ilerlemesine yönelik raporuna yapılan oylamada neden çekimser kaldıklarını açıkladı. AP üyesi  Fidias Panayiotou ise raporun aleyhinde oy kullandı.

Parlamenterr Ajansına (KHA) açıklamalarda bulunan DISY ve EPP üyesi AP üyesi parlamenter Loucas Fourlas, raporun nihai metninde otuzdan fazla değişikliğin yer almasına rağmen çekimser kalmayı tercih ettiğini belirtti.

Loucas Fourlas, yaptıkları değişikliklerin Türk işgali, Varoşa, Rizokarpaso’daki Kıbrıslı Rum öğrencilerin karşılaştığı sorunlar, "Mavi Vatan" doktrini ve Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki meydan okumalarına yönelik atıfları önemli ölçüde güçlendirdiğini aktardı. Loucas Fourlas, buna rağmen nihai metnin, Ankara’nın Kıbrıs Cumhuriyeti’ne karşı temel yükümlülüklerini yerine getirmeden Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye arasındaki ilişkilerin daha da geliştirilmesi ihtimalini açık bıraktığını dile getirdi. Avrupa toprağındaki işgal sürdüğü, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenliğine yönelik tehditler devam ettiği ve Türkiye, AB üyesi bir devleti tanımayı reddettiği müddetçe Ankara’ya yeni ayrıcalıklar veya ek faydalar sağlanmasına rıza gösteremeyeceğini vurguladı.

DISY ve EPP üyesi bir diğer AP parlamenteri Michalis Hadjipantela da AP'nin Türkiye raporunun önemli olduğunu, çünkü AB-Türkiye ilişkilerindeki ilerlemenin Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenliğine ve egemenlik haklarına saygı gösterilmesinden, Kıbrıs ile Ege’deki meydan okumaların sonlandırılması ihtiyacından bağımsız olamayacağını net şekilde yansıttığını kaydetti.

Raporda Kıbrıs’a ilişkin oldukça olumlu ve güçlü pozisyonlar yer alsa da Türkiye’nin AB ile ilişkileri ile Kıbrıs’a karşı yükümlülükleri arasında açık bir bağ kurulmamasının çekimser kalma nedeni olduğunu belirten Michalis Hadjipantela, bu durumun, raporun Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenliğinin ihlalini, Kıbrıs ve Yunanistan’daki kışkırtmaları, Mağusa’daki yasa dışı eylemleri ve Türkiye’nin uluslararası hukuku sürekli ihlal etmesini sert bir dille kınadığı gerçeğini gölgelemediğini ifade etti. Michalis Hadjipantela, Kıbrıs sorununa kabul edilebilir tek çözümün BM çerçevesi olarak kalmaya devam ettiğine dair verilen net güvencenin özellikle olumlu olduğunu hatırlattı.

DIKO ve S&D üyesi AP parlamenteri Costas Mavrides ise raporda, Türk askerlerinin çekilmesi, kolonizasyon, işgal altındaki bölgelerde Kıbrıslı Rum mülklerinin gasp edilmesi, Avrupa mahkemelerinin kararları, kayıp Kişiler, kültürel ve dinî mirasın tahrip edilmesi gibi Kıbrıs Cumhuriyeti’ni ilgilendiren birçok doğru atıf bulunduğunu ve bunlara ciddi katkı sağladığını bildirdi.

Bununla birlikte raporda, Türkiye’ye Avrupa savunmasında stratejik bir rol atfedilmesi, ambargonun kaldırılması ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin tanınması şartları sağlanmadan AB-Türkiye ticari ilişkilerinin geliştirilmesi için müzakerelerin yeniden başlatılması gibi ciddi olumsuz unsurların yer aldığına işaret etti.

Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin olarak, Avrupa müktesebatına, yani Temel Haklar Şartı ve Avrupa mevzuatının uygulanmasına yönelik atıfların kasıtlı olarak göz ardı edildiğini savunan Costas Mavrides, aynı zamanda Kıbrıslı Türklerin yönetimindeki işgal bölgelerinde  Kıbrıslı Rum mülklerini yasa dışı şekilde kullananlara öncelik tanıyan sözde yakınlaşmalara atıfta bulunulduğunu belirtti. Erdoğan Türkiyesinin AB’nin bir düşmanı olduğunu ileri süren Costas Mavrides, "Mavi Fantezi" doktriniyle yaşanan gelişmeler karşısında AB için tek yolun önlemler dayatmak olduğunu savundu.

ELAM ve Avrupa Muhafazakârları ve Reformistleri üyesi AP parlamenteri Geadis Geadi, Türkiye raporunun Ankara’ya karşı güçlü kınama ifadeleri ve Kıbrıs’ı doğrudan ilgilendiren önemli atıflar içerdiğini söyledi. Siyasi grubu adına gölge raportör olarak sürecin tüm aşamalarına aktif katılım sağladığını ve bir dizi değişiklik önergesi sunduğunu aktardı.

İmzalarını taşıyan değişiklik önergeleriyle kabul edilen olumlu noktalar arasında Türk askerlerinin Kıbrıs’tan çekilmesi gerekliliği, ara bölgedeki çiftçilerin taciz edilmesine son verilmesi çağrısı ve "Ülkü Ocakları" adlı aşırılık yanlısı örgütün AB içerisindeki faaliyetlerinin kınanmasının yer aldığını belirten Geadis Geadi, Büyük Deniz Ara Bağlantısı (Great Sea Interconnector, GSI) ve EastMed boru hattı gibi AB bağlantı projelerinin engellenmesinin durdurulması gerekliliğini de rapora dâhil etmeyi başardıklarını ekledi. Ancak müdahalelerine rağmen raporda sorunlu noktaların kalması nedeniyle nihai oylamada çekimser kaldıklarını açıkladı. Sundukları önergelerin raporda geniş yer bulmasına ve metnin çehresini değiştirmesine rağmen, AB-Türkiye ilişkilerine dair kalan pürüzlerin lehte oy vermelerine imkân tanımadığını vurguladı.

AKEL ve AP Sol Grubu parlamenteri Giorgos Georgiou da sol grubu adına gölge raportör olarak yürüttüğü çalışmalar neticesinde, Türkiye Raporu’nun Kıbrıs sorununun temel parametrelerini net bir şekilde yansıtmasını ve Ankara ile AB’ye açık siyasi mesajlar gönderilmesini sağladıklarını belirtti.

Çözüm için üzerinde anlaşmaya varılan iki bölgeli, iki toplumlu federasyon zeminini yeniden teyit ederek iki devletli çözümü reddettiklerini ifade eden Giorgos Georgiou, müzakerelerin 2017’de kesintiye uğradığı yerden, elde edilen yakınlaşmalar üzerine inşa edilerek yeniden başlaması gerektiğini savundu. Varoşa’nın Birleşmiş Milletler (BM) himayesinde yasal sakinlerine iade edilmesi, kayıpların akıbetinin belirlenmesi, Kıbrıslı Rum çiftçi ve hayvancıların korunması, ateşkes hattındaki ihlallerin son bulması, işgal güçlerinin çekilmesi ve Kıbrıslı Türklerin özgün kimliğinin asimilasyon politikalarına karşı korunması gibi konuları vurguladıklarını kaydetti.

Bu olumlu unsurlara rağmen sol grubu olarak çekimser kalmayı seçtiklerini belirten Giorgos Georgiou, raporun Türkiye’deki demokratik gerilemeyi ve uluslararası hukuk ihlallerini doğru şekilde kaydetmesine rağmen, Türkiye’yi hâlâ önemli bir stratejik ortak olarak nitelendirmesini ve daha fazla iş birliğini teşvik etmesini eleştirdi. Türkiye’nin karşılık gelen yükümlülükleri yerine getirmeden AB ile özel bir ilişkinin avantajlarından yararlanmaya çağrıldığını ifade eden Giorgos Georgiou, Türkiye’nin Avrupa’dan sadece talep eden konumunda olamayacağını, bölünme kalıcı hâle gelmeden önce vatandaşlarına demokrasiyi sunması, uluslararası hukuka saygı göstermesi ve Kıbrıs sorununun adil ve sürdürülebilir çözümüne ciddi katkı koyması gerektiğini belirterek sözlerini tamamladı.

KHA/PH/NST/MHY/2026

Kıbrıs Haber Ajansı