Avrupa Parlamentosunun (AP) Türkiye Daimî Raportörü Nacho Sánchez Amor, Kıbrıs sorununda ilerleme kaydedilmemesi hâlinde Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye arasındaki ortak gündemin diğer alanlarında yol almanın son derece zor olduğunu belirtti.

S&D (Sosyalistler ve Demokratlar İlerici İttifakı) Grubu AP Üyesi olan İspanyol Raportör Nacho Sánchez Amor, AP'nin 2025 Türkiye Raporu'na ilişkin Strasbourg’da düzenlediği basın toplantısında konuştu. Türkiye’de demokratik standartlarda ilerleme sağlanmadığı sürece katılım sürecinin de canlanamayacağını vurgulayan Sánchez Amor, ayrıca Avrupa Komisyonu ile Avrupa Dış Eylem Servisini Türkiye’deki duruma karşı sessiz kalmak ya da son derece ılık açıklamalar yapmakla eleştirdi.

Komşu ve ortak olarak Türkiye ile çalışmanın bir yolunu bulmak zorunda olduklarını ifade eden Raportör, şu değerlendirmelerde bulundu: "Türkiye raportörü olmak özellikle hayal kırıklığı yaratıyor çünkü uzun yıllardır iyi bir haber alamıyoruz. Rapor, ülkenin demokratik standartlar açısından gerilemesini ve buna bağlı olarak katılım sürecinin yeniden başlatılmasının imkânsızlığını ne yazık ki bir kez daha yinelemek zorunda kalıyor."

Coğrafyayı ve ekonomiyi değiştirmenin mümkün olmadığını hatırlatan Sánchez Amor, Türkiye'nin pek Bağımsız pek çok alanda çok önemli bir komşu ve ortak olduğunu, bu yüzden iş birliği yapmanın bir yolunun bulunması gerektiğini aktardı.

"Katılım sürecini canlandıracak nesnel koşullar yok"

----------------

Ekrem İmamoğlu, Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala gibi Türkiye muhalefetinin önde gelen isimlerinden katılım sürecinin yeniden değerlendirilmesi yönünde çağrılar aldığını belirten İspanyol Raportör, buna rağmen sürecin yeniden başlatılması için nesnel koşulların bulunmadığının altını çizdi.

Avrupa Komisyonu ile Avrupa Dış Eylem Servisinin tutumunu sert bir dille eleştiren Sánchez Amor, "İlişkilerimizin normal seyri içinde Türkiye'nin iç durumuna değinmekten kaçınmak veya sessiz kalmak, birçok nedenden dolayı ciddi bir başarısızlıktır. Bu durum her anlamda büyük zarar veriyor ve bir bakıma Türk muhataplarımızın zekâsını küçümsemek anlamına geliyor." diyerek ortada bir "çifte standart" olduğunu savundu.

"Sırbistan'daki Avrupa yanlısı sivil toplumu savunuyoruz; Gürcistan'daki sivil toplumu kamuoyu önünde savunuyoruz. Peki Türkiye'deki sivil toplumu neden savunmuyoruz? Türkiye'deki Avrupa yanlısı sivil toplumu kaybediyoruz. Bu insanlar kendilerini terk edilmiş ve desteksiz hissediyor. AB'nin artık ilke ve değerlere dayalı bir proje değil, yalnızca çıkarlara dayalı bir plan olduğundan şüphelenmeye başlıyorlar."

Akademik camia Türkiye'yi otoriter bir devlet olarak görüyor"

---------------------------

Ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisinin (CHP) bir çözülme süreci içinde olduğunu ve bunun Türkiye'deki siyasi çoğulculuk için büyük bir kayıp olduğunu öne süren Sánchez Amor, "Artık akademik camia Türkiye'den otoriter bir devlet olarak bahsetmeye başlıyor. Bu durum kısmen AB olarak bizim de sorumluluğumuz; çünkü Türkiye'deki çoğulcu demokrasiyi korumuyoruz. Bu, tersine çevrilmesi onlarca yıl alacak bir başarısızlıktır" dedi.

AB'nin dış politikasını antlaşmalardan doğan ilke ve değerler temelinde yürütme yükümlülüğünü bir kenara bıraktığını ifade eden Sánchez Amor, her şeyin "realist politika" etrafında dönmesini eleştirerek katılım sürecinin donmuş kalması gerektiğini savundu.

Gümrük Birliği ve vize serbestisi

-------------------

AP'nin gerçek bir demokratik ilerleme olmaksızın Gümrük Birliği’nin herhangi bir şekilde revize edilmesini onaylamayacağından emin olduğunu söyleyen Raportör, yine de en azından ilgili diyaloğun başlaması gerektiğini kaydetti.

Vize kolaylaştırılmasını teşvik ettiklerini ancak tam vize serbestisinin Türk Hükûmetinin elinde olduğunu belirten Sánchez Amor, hükûmetin ilgili kriterleri yerine getirmek için çalışmalara başlamış göründüğünü ifade etti. Son yıllarda yüksek düzeyli diyalogların yeniden başlatılmasını da tutarlı bir şekilde savunduklarını ekleyen İspanyol Raportör, "Yüksek Temsilci Kaja Kallas’ı veya Avrupa Komisyonu Başkanını görüşmeler için Türkiye'ye gönderip, bir yandan da resmî olarak yüksek düzeyli diyalog olmadığını iddia etmek bir paradokstur" diyerek bağlanabilirlik konusu ile Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin de ele alınması gerektiğini söyledi.

AB üyeliğinin demokrasiyle, ortaklığın ise çıkarlarla ilgili olduğunu belirten Sánchez Amor, şu uyarıda bulundu: "Katılım süreci temel ilkelere dayanan düzenleyici bir süreçtir. Elinizdeki güvenlik ve savunma gibi diğer baskı araçlarını, taleplerimizi azaltmak için kullanmaya çalışmayın. AB hâlâ bir demokrasiler birliğidir. Dolayısıyla katılım sürecini yeniden başlatmanın tek yolu, her türlü muhalefetin veya en ufak bir eleştirinin bağımsız olmayan bir yargı tarafından tamamen bastırıldığı bu zorlu ortamda gerçek ilerleme kaydedilmesidir."

Kıbrıs, Yunanistan ve savunma dosyaları

----------------------

Türkiye'deki antisemitist söylemlere yönelik bir soruya yanıt veren Sánchez Amor, Türk kamuoyunda ve siyasi elitinde Filistin davasına büyük bir sempati olduğunu, ancak bunun diğer pek çok Müslüman ve Müslüman olmayan ülkedekinden farklı olmadığını belirterek konunun raporun ana omurgasıyla doğrudan ilgili olmadığını söyledi.

Türkiye'nin 1974'ten beri Avrupa toprağını işgal altında tuttuğu yönündeki bir yoruma cevaben ise Sánchez Amor, Yunanistan ve Kıbrıs ile ilişkilerin hayati önemde olduğunu vurguladı: "Bu dosyalarda ilerleme olmazsa, Türkiye'nin Avrupa güvenlik ve savunma politikasına herhangi bir şekilde katılımını tartışmak zordur. Bir yabancı devletin topraklarının işgali her zaman vurgulanır. Rapor, Kıbrıs'taki duruma ve Türk makamlarının Kıbrıs Türk toplumuna yönelik tutumuna ve buna yönelik eleştirilere dair kapsamlı paragraflar içeriyor."

Raportör, bunun sadece bir eleştiri egzersizi olmadığını, Türkiye'ye yönelik bir uyarı niteliği taşıdığını belirterek, "Aramızdaki bu çok önemli konuda ilerleme olmazsa ortak gündemin diğer alanlarında ilerlemek son derece zordur" dedi.

Türkiye'nin AB'nin yeni savunma yapılarına katılım talebi, Kıbrıs'ta iki devletli çözüme verdiği kamuoyu desteği ve NATO sistemiyle uyumsuz olan Rus füze sistemlerinin satın alınması gibi konuların da incelenmesi gerektiğini ifade eden Sánchez Amor, "AB ile yakınlaşmadan ve üyelik perspektifinden bahsettiğimizde dronlardan, jeopolitikten veya askerî yeteneklerden bahsetmiyoruz; demokrasiden bahsediyoruz. Dolayısıyla Kıbrıs sorunu çözülmeli, S-400'ler çıkarılmalı ve dış politikada AB ile önemli ölçüde uyum sağlanmalıdır" diye konuştu.

Yunanistan ve Kıbrıs'ın çekincelerini tamamen anladığını belirten Raportör, "Yunanistan, uluslararası hukuk çerçevesinde kara sularını genişletme hakkına tamamen sahiptir. Eğer Türkiye'nin buna yanıtı savaşla tehdit etmekse, bu kesinlikle Avrupa güvenlik ve savunma çerçevesine katılmak için en iyi referans değildir" dedi.

Akın Gürlek eleştirisi

--------------

Türkiye Adalet Bakanı Akın Gürlek'in rapora yönelik tepkisinin sorulması üzerine Nacho Sánchez Amor, raporda Gürlek'e yapılan atfın ve kendisine yönelik kısıtlayıcı tedbirler alınması önerisinin geçen yılki raporda da yer aldığını hatırlattı.

Gürlek'in, AK Parti'nin sandıkta yenemediği muhalefeti bastırmak ve dağıtmak için İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olarak atandığını ifade eden Raportör, "Ekrem İmamoğlu ve İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik davanın uydurma olduğu, hatta kabaca uydurulduğu son derece açıktır. Sayın (Recep Tayyip) Erdoğan, yargıyı araçsallaştırarak CHP'nin en önemli kalesi olan İstanbul'u çökertmek için kullandığı kişiyi Adalet Bakanı olarak atadığında Türk toplumuna ve uluslararası topluma nasıl bir mesaj verdiğini zannediyor?" Sorusunu yönelterek, bu atamanın sözde barış sürecine dair samimiyet eksikliğinin en net kanıtı olduğunu savundu.

KHA/PH/NST/MHY/2026

Kıbrıs Haber Ajansı